Bayramlar herkes için farklı anlamlar ifade edebilir… Ben bu bayram vesilesiyle yaşlı annemin ziyaretine gittim. Benim için bayram nedir diye düşündüğümde en anlamlı olan şey, en zor şartlarda bile, bazı öncelikleri çok iyi hesap ederek değerlendirmek… Annem 91 yaşında, çoğu günleri yarı uykulu geçtiği halde, bizim gelişimizi görünce herkesi şaşırttı.
- Nasılsın anne, nasılsın abla, teyze diye soranlara,
- Nasıl olayım daha… ‘’merdivenim kırk basamak, kırkına dayadım dayak, oğlum gelinim gelmiş, koşarım yalın ayak…’’ diye cevap verince, bu hiç beklenmeyen cevaba biz ve yanımızdakiler şaşırdı, tabi mutlu olduk… Demek ki ziyaretimiz manevi olarak bir güç kattı anneme… Gitmemiş olsaydık. Morali çökecek, bu kadar güçlü olmayacaktı… En besleyici gıdaları verdiğimiz halde, bu kadar güçlü olmuyordu…
Tam tersi ise anneler için en büyük yıkım. Hele hele savaşlarda ve kavgalarda çocuklarını sonsuza kadar kaybedenler için ne büyük yıkım…
Yeni seçimlerden çıktık. Tekrar erken seçim diyorlar, bir türlü hükümet kurmak istemiyorlar. Neden?
Belediye meclislerinde her partiden meclis üyesi var. İşler de iyi kötü yürüyor. Peki, neden devletin tepesinde bir araya gelemiyorlar. Neden hükümet kurmaya gelince işler bu kadar zorlaşıyor?
Yerel yönetimlerin yetkileri yok derecesine indirildi. En önemli işler merkezden yönlendiriliyor. Çünkü yerellerde demokrasi, yani halk denetimini kurmak daha kolay, halkın sözü bir ölçüde dikkate alınmak zorunda, kaçış bundan… Merkezi yönetimler, rantı yerellere kaptırmak istemiyor.
Mücadele, 4 parti arasında gibi görülse de gerçekte ezenlerle ezilenler, sömürenlerle sömürülenler arasında… Sömürenler daha fazla kar, daha ucuz işgücü, daha fazla yağma için toplumu zaptu-rap altına almak istiyorlar. Bütün baskıların, silaha, polise, askere yatırımın sebebi bu…
Elli yaşın üstündekiler bilirler. 1980 öncesi, bu güne göre mukayese edilirse, eğitim parasızdı, sağlık parasızdı, işçiler her yıl toplu sözleşme masasına oturur, en kötü sendika bile enflasyonun altına düşmeyecek zamlar alırdı. İş garantisi bu günle mukayese edilirse var sayılırdı. İşçi normal şartlar altında ilk girdiği iş yerinden emekli olup çalıştığı her yıl için asgari bir maaş tutarında tazminat alabiliyordu… Kısacası sosyal hakları da eklenince aç kalmayacak bir yaşama sahipti… Bu demek değil ki sömürü oranında düşme oluyor… Hayır, her yıl yine en zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki mesafe istikrarlı (Sermeye sahipleri için istikrarlı) biçimde açılıyordu.
Darbeden önce ekonomik ve sosyal haklardan yapılmak istenen kısıtlamalara (24 Ocak kararlarının uygulanmak istenmesine karşı) karşı yüzbinler sokağa dökülünce, kitlesel grevler başlayınca, zora başvurdular…
'Kuran kursu' deyip geçmeyin
on yılda neler öğrendik neler?
'üstüne soğuk su içmeyin! '...
Kurşun kalbi delip geçer, gider...
kaybolur.
Saçların yorganım olur,
Gözlerinden bakarım dünyaya
Nefesim hep seni solur
Ölürüm ciğerlerim boşalırsa…
***
Sevgi denilen, aklın yetmediği ülke
Sabah güneşinin altında
Krağı gibi hafızam.
beni hedefime götürecek
izler var üzerinde…
üzerinde izler,
Hızlı davranamazsam
Ne gayretli bir hükümetimiz var
İlk yıllarda bütün işleri yaptılar
Satılacak olanı sattılar,
İngilizleri, İsrail’i, İspanya’yı, ABD’yi
Seçimden sonra yeni anayasa yapılacakmış
ağrıyan başımıza, ağrı kesici olacakmış
umut ayranımız kabardı seçim öncesi
oylar AKP'ye akacakmış...
hükümet kurulacak, yeminler edilecek
Bir partinin en üst yöneticilerinden biri çıkıyor ‘’Toplu konut kredileri, tarım kredileri, araba kredileri almış, borçlanmış, istikrar istiyor…’’ diye sırıtarak açıklama yapıyor. Yani diyor ki borçluların eli bize mahkum. Ayrıca işsizler de işe girebilmek için AKP üyesi olmak zorunda. Çünkü AKP üyesi olmayanlar işe girme şansına sahip değil. Bu durumda AKP’ye oy verenler mi namussuz, onları balık gibi ağlarla çevirip, borçlarını ödeyebilmeleri için oy verme mecburiyetinde bırakanlar mı NAMUSSUZ? Borçlarla tehdit silahını, her seçimde kullanabilmek için halkı borçtan kurtarmamak için sürekli zam yapanlar mı Namussuz?
Kadına iş vermeyenler, gitsin evinde otursun diyenler, Kadın çalışmaz diyenler, Okula giden kızları ahlaksızlıkla suçlayanlar, hatta onları potansiyel orospu olarak görenler, Geçinemeyip kocasından ayrılınca evlerine kabul etmeyen zihniyetler, kocası, sevgilisi ve töreleri tarafından üç ayda 72 kadının ölümüne sebep olanlar mı, küçük yaşta zorla evlendirmeye kalkışanlar mı NAMUSSUZ yoksa işsiz ve çaresiz kalıp, çocuğunu doyurup büyütebilmek için erkeklerin ağına düşüp etini satanlar mı NAMUSSUZ?
Benim ilham kaynağım otobüsler… Ama bana yaratıcı bir ilham gelmez. Yaratılmış hazır benim ilhamlarım. Çeşme başında, kovalarına su dolduran genç kızlar gibi, ben de otobüslerde, defterimi doldururum hazır ilhamlardan… Ruhları çağıracak zaman bulamam, insanlardan, olaylardan…
Onun için katıksız olur yazdıklarım. Yazdıklarımı herkes bilir. Bilinenleri yazdığım için bu güne faydası olmaz… Belki gelecekte okuyanlar, bu günlere dair bilgiler edinmek için faydalanabilirler.
Otobüs durağı kalabalıktı. Kalabalık arttıkça yaşlıların da suratı asılıyordu. Yaşlılardan daha çok da yanındaki oğlu veya kızı daha da fazla üzülüyorlardı. ‘’Baba’’ dedi bir genç kadın, yanındaki yaşlı adama, şöyle öne doğru çıkalım da… derken yaşlı adam yüzüne baktı… ‘’Kalabalığı görmüyor musun’’ der gibi… yeter ki ezilmeyelim kızım… 80’lik adam ayakta kalmaya da razı idi. Yeter ki arada ezilmesin… çaresizlik en acı darbe… Yanında yaşlı ana babasını rahat ettiremeyenler, bunun acısını duyarlar. Bu konuşmaları duyan, elli yaşlarında bir adam, yaşlı adamı önüne aldı, ‘’korkma seni ezdirmeyiz’’ dedi. 514 uzaktan göründü. Kalabalıkta hareketlilik arttı. Trafik sıkıştığı için otobüs tabelanın çok gerisinde kaldı. Kalabalık otobüse doğru akınca, yaşlı adam yine gerilerde kaldı.
Hareket kabiliyeti yüksek olanlar, önden koşup boş koltuklara oturdular.
Muassır medeniyetler seviyesine, yükseliyoruz dualar ile
Ne çok dua ediyoruz tanrıya
ekonomi istikrara kavuşsun diye
o da karşı koyamıyor duamıza




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.