Zel Dağı'na pus düşmüş! Derin vadileri esir alan buğu her yeri sarmış
Bu yöre hiç şafak görmemiş
Bu yaylalar hüzünlüdür
Bu köyler tan nedir bilmez
Viranelere
Baykuşlar konmuş
Geçmiş çekti gitti, peşine düşme
Kanma feleğe! Zamanla dövüşme
Bu hâl böyle bu devran böyle sürmez
Karanlığı gün et, boşluğa düşme
Dostum, gün bize cezadır, cefadır
Bir karabasan uçurumunda, karanlık bir gece yüzüme çarptı
Ekmek kavgası veren, sancıyan yüreğimle
Tavında dövülen derin acılarıma
Banarım
Çırılçıplak çelimsiz parmağımı
Ve
Gülüşündeki yaramazlık, bakışındaki güç
Dünyayı aydınlatan gözlerindeki
Parıldayan ışıltı
Cildindeki
İpeksi yumuşaklık
Elinin ellerime dokunuşu
Bir katre sevgi vermekten
Çok yoruldum beklemekten
Benim yolum gönül yolu
Hep seviyorum yürekten
Çekmece sanki agora
Tüm fırtınalarda sığındığım tek limanım, dayanağım
Elinde orak, sırtında kundak, karnında bebek
İçten içe nice yıkım, nice dert yaşayan
Bir yarayı başka yarayla
Kapatan
Her gecesi
Yılarca, sonu gelmeyen acılarla kavgasın sürdüren
Her zaman içinde, yoksulluk ateş yanan
Yüreğindeki güzelliklerden
Umut besleyen
Dalavere
Palavra nedir bilmeyen
Gün bugün güneş kızgılığından, Her yer 1 Mayıs
Gün bugün kıpkızıl, gün bügün kan kırmızı
İşçi sınıfı yürüyor dört bir koldan
Yepyeni bir dünya için
Oraklı
Çekiçli
Umudun sabahına çalarken, sımsıcaklığı sağılası güneş
Dallarda, anlamlı anlamsiz raks kalksın
Böcekler
Kuşlar
Işıltılar
Kim bilir, belki bizim oralarda sessizlik
Karanlığın en koyulaştığı yerde
Önüme çektiler demirden perde
Alazım, alevim tüm göğü sardı
Bir başıma kaldım şu nameret elde
Kar günler peşimi bırakmadı




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.