Karanlığın zırhıdır gökyüzünde yıldızlara çarptıkça
Parçalanan
Dalgaların dövdüğü
Uzanıp giden
Şu ıpıssız sahilde
Vantuz gibi sırtıma yapışıp kalan
Kimi çocuklar gecenin içindeki karanlığın kıskacında
Kimi yalnızlık içinde çaresiz
Kimi yapraklar gibi dökük
Kimi içinde çile izleri olan
Çok şey anlatan
Çakmak, çakmak
Yıldızlar gibi karanlığı deldim
Şafağa gün düştü, içtiğim gündür
Gün doğdu balyoz, çekiç oldum
Bugün zindanları yıktığım gündür
Kurtlar, çakallar bizi eylemeden
Dünyanın dört bir yanında "savaşlara hayır" diyeip
Barış yoluna düşenlere
Umut ışığına
Koşanlara
Gecenin karanlığına inat
Yeni güne " selâm olsun" diyen
Her bakışından, her gülüşünden bir yıldız
düşer geceme
O şefka dolu gözlerinden
Ellerime
Topladığım her yıldızdan
Güneş dokuyorum, sen dolu olan gelen güzel günlere
Yaz'da bile, İlkbahar'da bile ben her mevsim kış yaşıyorum
Güneş kaçıyor benden
Gök griye, siyaha bürünür
Ve
Pusu doluyor gözlerime
Aldığım her nefes karanlık
Dağ dibinde gül, menekşe kokuyor
Mor koyun kınalı kuzu otluyor
Bahar geldi her yer zümrüt yeşili
Çoban kavalından ses dökülüyor
Bülbül gülde sekerek dolaşıyor
Gökyüzünde asılı
Yıldızlar
Şavkınızı
Yansıtın
Huzme dolsun dünyaya
Dolunaysız kalmış geceler
Tarlalardan öküzlerin çeke, çeke çektikleri kağnılarla
Traktörlerle istif edilen başk, sap taşınan
Tozu dumana katan
Batoslarla taneleri başaklarından
Ayırılan
Harman yerinde
Artık uyumanın zamanı değil, haydi uyan Tatvan'lım
Şafak yırttı seni üzen karanlığı
Artık öyle uzaklara bakma
Bak, güneş düşmüş ellerine
Hele kalk
Saçlarını bir güzelce tara




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.