Yürüyorum ben tozlu topraklı yollardan
Altın sarısı başaklar…
Bereket yüklü tarlalardan.
Ne zaman bu yollardan geçsem
Bir üveyik sesi yankılanır dağlarda.
Yürüyoruz
Yabanıl otların arasından,
Ürkek bir tavşan gibi bakıyor zaman.
Açmış mağaralar ağızlarını kocaman.
Boğuldu denizde balıklar
Akın akın sahilde kalabalıklar…
Ben hiç kimselere yük olmayacağım,
Kendi mezarımı kendim kazacağım
Hiç kimseciklere benzemeyeceğim
Kendi destanımı kendim yazacağım.
Pek karanlık bir gecede korku saldı ölüm
Bir sevda çölünde yüreğime daldı ölüm.
Bir sonbahar günü tam avucuna almışken
Birden açtı avucunu, beni saldı ölüm.
Yukardan gelir yârim seller gibi
Açmış da yanakları güller gibi.
Gel de şöyle yanıma otur benim
Bakma uzaktan öyle eller gibi.
Irmaklar kadar olsa gözyaşın bol,
Kimileri gerçekten cahil,
Kimileri de kendini âlim sanıyor.
Yeter artık!
İnsanlar bunarı dinlemekten
Bıkıp usanıyor…
Solmadan mendilimin gül oyası
Rüzgâr gibi tozup gittniz yıllar.
Dökülmeden tenimin doğal boyası
Kaportamı çizip gittiniz yıllar.
Beni yok saymayın,
Ben varım
Ve işte burdayım.
Buraya yalçın dağları aşarak geldim,
Sular seller gibi coşarak geldim
Duman kokuyor bulutlar,
Denizin yüzü kül rengi…
Şarap kızılı beyaz lale,
Veda ediyor umuda,hayale.
Ağaçlar keskin bir tuz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!