Yüzüne gülümserken kabir
Nedendir yüreğindeki bu kibir?
Neden kusuyor yüzün öfke ve kin?
Ölüm takmışken boynuna zincir
Ey nefsim!
Eylül,
Hüznün diğer adı
Artar sende kalabalıklar
Sokaklara iner yapraklar
Gözyaşımda yüzer balıklar
El sallar gözyaşına kalabalıklar…
Kahve gözlerini sevdiğim dilber!
Ak tebeşir tutsun hep ak ellerin
Güzellikler söylesin hep dillerin
Hak önünde hep dik dursun bellerin
Sararıp solmasın e mi güllerin!
Ey gemi!
Haydi demir al!
Uzaklara,çok uzaklara gidelim,
İnsanların olmadığı yerlere…
Orada kuşlar,
Mutluluktan sarhoşlar!
Sıfatın adı da olmuş ön ad,
Uçurmuşlar takmışlar da kanad.
Fiile demişler, olmuş eylem,
Bilmiyorum doğru mu bu söylem?
Bak kömür gözlüm
Senin için şiirler yazdım,
Sana bunca şey söyledim.
Başka ne söyleyeyim?
Fakat bir şey daha var:
Seviyorum işte seni
Bir gün yine çok bunalmıştım
Koştum denize.
Dedim :Ey deniz!
Al beni koynuna
Dola kollarını boynuma
Dedi: Ey aziz!
Her insan bir dünyadır.
Bir insan doğdu mu
Yeni bir dünya kurulur.
Bu yüzden her gün
Çolk sayıda dünya kurulur.
Bir insan da öldü mü
Gözlerden çıkan şualar
Çarpışır havada.
İç içe girer,
Çanakkale de çarpışan mermiler gibi…
Dağılıp gökyüzüne
Aşk olurlar,
Ey kendilerine insan sıfatı takanlar!
Kendisinden zayıflara tepeden bakanlar!
Üç beş kuruş uğruna fırıldak olursunuz,
Günahsız insanlara hep kusur bulursunuz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!