Bülbülün hüznü yansıyınca bir gün dağlara
Sümbül ağladı, bülbül ağladı,gül ağladı
Bülbül son şarkısını söyleyince bağlara
Ağaç ağladı,yaprak ağladı,dal ağladı!
Nankör kedinin gözleri değince toprağa
Yağdı yağmur bütün gece
Usul usul,elif gibi ince ince.
Öptü toprağın çatlayan dudağından
Çatladı sarı tohumun kozası
Ulaşınca toprağın altına yağmurun sesi
Duyulur oldu deli fişeğin nefesi…
Güneşin ışıkları sabahı kucaklamak üzereydi.
Ay ve yıldızlar henüz uyumamışlardı.
Göz kırpıyordu denizin mavisine güneşin ilk ışıkları…
Güneşin sarısı,denizin mavisine saplandı birden.
Doğruldum oturduğum yerden,
Önce martılar uyandı;ardından kuş sesleri
Penceremin karşısındaki erik ağacı var ya
Kışın ortasında birkaç gün güneşlik olsa
Hemen çiçek açar; açmadan papatya
Yalancı bahara kanar; çiçekleri yanar.
Meyvesinden yiyen olmaz.
Ceketim sen o erik ağacına inanma!
Benim yüreğim senin yüreğine dam,
Senin yüreğin olsun benim odam.
Geçinip gideriz işte
Bir adam bir de madam…
Ziyaret ettin ya dün beni
Sevindirdin dünyalar kadar
Sevindirsin Rabim de seni
Dilimdeki dualar kadar.
Güzellikler var hep özünde
Deniz benim çocukluk arkadaşım.
Çocukluğumuz aynı yerde birlikte geçti.
Mavi,sulu gözlü hırçın birisiydi.
Dalgalı saçları bazen darmadağınık olurdu
Özellikle de kış mevsiminde ve rüzgârda.
Birlikte; konuşur,dertleşir,oynaşırdık…
Deniz benim uzatmalı sevgilim
Çok severim kendisini
Sık sık ziyaret ederim
Ziyaretlerimde tercih ederim gün ikindisini.
Sükûn bulur gözlerim mavi gözlerinde
Heyecandan kalkıp inen göğsüne dokunurum.
Bir ömür uzayda dolaştı ruhumuz,
Hâlâ da uzaydadır ayak izlerimiz
Göklere dokunmadı ama kollarımız
Neden gözlere diken oldu dillerimiz ?
Akıttığımız gözyaşları pınar oldu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!