Sarıkamış dağlarına doksan bin can düştü
Yüreğimize hazin hazin bir hicran düştü.
Savaşırken vatan için karla kar altında,
Ufuklara yüceden beyaz bir ferman düştü.
Özgür değilsiniz; ipiniz efendinizin elinde,
"Tanrı"der de Allah'ın adı yoktur dilinizde.
Ağzınızdan salya akar da dolaşırsınız çöllerde,
Saldırırsınız,koyun sürüsü zanneder de bizi.
Çöllerdedir hâlâ peygamberimizin ayak izi,
Piknikten geliyoruz
Gökdere’den.
Yaşlı bir amca
Kör topal…
Önünde kasalar
İçi dolu portakal.
Beni görmeden seven kardeşlerimi
Cennette görmek istiyorum”diyorsun.
Sen istersin de kabul etmez mi Allah,
Şefaat et sen bize ya Resülallah!
Kıldan ince kılıçtan keskindir şair yüreği
Kar tanesi gibi yumuşaktır dokunuşu
Elif gibi inceciktir okunuşu
Bazen zemheride yanar kor gibi
Bazen temmuz sığcında donar kar gibi
Tüy kadar hafif,pamuk gibi yumuşaktır
Pek çok sıkıntı ve dertlerin durağı insandır.
Gelse de sıkıntılar akın akın koca koca;
Sıkıntı ve dertlerin sonu mutlaka âsandır.
Dayan, sabır silahını kullan ey Mehmet Hoca!
Hiç bitmeyecek gibiydi; ama
Geçip gitti işte güzelim yaz.
Sonbahar da geçer bu gidişle
Ve başlar yakında kar,kış,ayaz.
Düşünce yapraklar birer birer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!