Ne şarap içtim ne de yedim üzüm,
Bilmem neden asıldı darağacına yüzüm?
Yağmur yağdı,kar yağdı;fırtına koptu
Yollar kapandı;yaralandım.
Kendime yeni yollar,yeni iklimler aradım.
Seher vakti erkenden kalkıyorum.
Penceremi açıyorum,
Bol bol oksijen çekiyorum ciğerlerime,
Alacakaranlıkta ışıklar uçuşuyor içimde.
Sabah ezanı okunuyor sabâ makamında,
Gel dedim
Geliverdin.
Gül dedim
Gülüverdin.
Gir dedim
Kalbime giriverdin.
Çekip paratoner gibi şimşekleri üstüme
Korudum yurdumu yuvamı yıldırımlardan.
Kırmızı gülün merhamet dolu büklümleri
Sarıp sarmalamasaydı o günlerde beni
Yeşil bir ot gibi büyüdüm dünyada
Bastılar üstüme.
Bak sarı sarı akıyor kanım.
Tutuldu dilim,
Ağrıyor her yanım.
Anılar gibi cama vurmayın ey damlalar!
Biliyorum geçti bahar yaz;geldi sonbahar.
Bundan sonrası ki, kış mevsimi biliyorum
Şunun şurasında göreceğim birkaç gün var.
Bilinmez kış mevsiminde neler gelir başa,
Gün battı akşam oldu demin,
Ve perde perde soldu yüzüm.
Karardı semavet-ü zemin,
Görmez şu dünyayı gözüm.
Nereye baksam çıkmaz sokak,
Girdin şu yüreğime berk eyledin,
Gülüşünü dilime zerk eyledin.
Deli gönlüm seni tam sevmiş iken,
Bilmem ki onu neden terk eyledin?
Dağların zirvesi sis ve duman,
Alçaklarda incecik bir yağmur…
Öyle çok hızlı geçse de zaman,
Ağaçlar hep kendini doğurur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!