Hakk'tan buyruk almışsa kader kabir kazmaya
Toprak bağrını açar, gönüller yara alır
Öyle bir afetti ki! Tarif edip yazmaya
En mahir kalem naçar, ağıtlar yarım kalır.
İmar gerek diyerek gönlümdeki yapıyı
İçimdeki fenayı talanı kast eyledim
Derdi dünya olana kapadım her kapıyı
Dünya kadar dertleri olanı dost eyledim
Sevgi dolu bu gönlüm altmış senelik bi sur
Ardımda yitik düşler, dilimde dinmeyen âh
Kış adımı andıkça, kar kapımı tıklıyor
Bahtımda çatık kaşlar; akrepler hayli küstah
Yelkovan hızlandıkça ömrümü tırtıklıyor
Serimdeki o bir çift fersiz zâra müptela
Gönül ufkunda güneş batarken yavaş yavaş
Ne hecesi bir 'tek taş', ne ucu artık nakkaş
İlhama rica, minnet beyhude, boşa uğraş
Sayfa size emanet; bazen tozunu alın
Bizden artık bu kadar; elveda... hoşça kalın
Dağın zirvesine düz yol arama
Yorgun ayaklara destur verilmez.
Gönül imar etmek çok zordur ama
Meşakkat çekmeden sırra erilmez!
Zannetme uzakta; huzur avcunda
Mevsim hazan ertesi; dünden daha zor bu dem
Çökmekte ruy-i zemin, pus ardında limanlar
Vahşetin son kertesi; çıldırmış ben-î âdem
Doğranan yine mü’min, yine saf müslümanlar
Irakken dimağıma Yeni Zelanda adı
Bakmayın taltif-i Hakk "şerefli" payemize
Ne layık olabildik, ne de verene sadık
Ta Adem'den bu deme uzun hikâyemize
Kahredici kıssalar katmayı kanıksadık
Hâlimiz lastik gibi; ne yana çekersen çek
Sinsi virüs gibidir; belki daha da eşet
Girdiği bünyelerde bir süre sessiz durur
Akla kanca atınca kolaysa artık baş et
Kalbe sirayet eder, vücudu uyuşturur
Kanıksama illeti sinsice bir süreçtir
Ipıssız dağlarda gözlerden ırak
Beyazlar içinde bir gelin iner
Bir içim su gibi billur ve berrak
Zirveler şenlenir, karanlık diner
Şuâlar uzanır öper aşk ile
Dilimde âhuzâr gözlerimde nem
Dumanım ağlasın har bayram etsin
Perişan hâlimi öğrenmiş annem
Talihim ağlasın yâr bayram etsin
Bel bağlasam ne ki doğacak tana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!