Hayat ömürlük tuval, düşler rengârenk boya
Yüreğinin sesidir her ressamın fırçası
Yarım kalan tablolar...Ansızın biten rüyâ...
Her gizemli kördüğüm bir nizâmın parçası.
Bir nizam ki, âsârı, âşikâr gören göze
Kim bilir bir kadının bu kaçıncı feryadı
Şu ülkede huzuru talan ettiniz... talan!
Emin olun tükendi sabırların miadı
Paramparça... bir yığın; umuttan arta kalan
Bu milletin başına bela oldunuz ulan!
Bir "kûn" emri ile basılmış zile
Ezelden ebede göç akın akın
Önümden gidenler vardı menzile
Ardımdan gelenden ayrılık yakın.
Kundaktan çıkalı daha dün gibi
Âdemdir ilk atası; balçıktır aslı, özü
Mûcizeye tanıktır vücûdunun her cüzü
Nutfeyken cenin olur...derken açılır gözü...
Dünyaya teşrif için saniye sayar insan
Bezm’ elest’te söz verir, doğarken cayar insan!
Çetelesi tutulur aşikâr olan zikrin
Âkıbeti bilen 'çün ağızlar sırra kutu...
Her kim ki zorluk çeker hazmında farklı fikrin
Giz etsin kelamını, tercih etsin sükûtu.
Çok kişinin çektiği dilinin belâsından
Kör gecede hüzne hamak örmeyen
Kördüğüm ne ilmek nasıl ne bilsin
Talihini musallada görmeyen
Acı acı gülmek nasıl ne bilsin
Bendim lavı yüreğinde taşıyan
Öğrendik sanıyordum; yanılmışım malesef
Muhabbet çırasını yakmayı bilemedik
Gözümüz gördüğünden esef duymalı esef
Âleme sevgi ile bakmayı bilemedik
Kalemlerin ucunda, her mahfilde dildeyiz
Yine girdap içinde yine azgın seldeyiz
Ey Muhammet ümmeti acınacak haldeyiz
Suçlu sen, ben, hepimiz sebep belli; ruh noksan
Mabedim garip, sessiz; esir Mescid-i Aksa'n
Doğarken dünyaya her tatlı bebek
Yaklaşır yanına nur yüzlü melek;
Dikkati çekerek hesap gününe
Bir avuç zamanı koyar önüne...
Yegâne hazinen budur diyerek
Eğilir usulca, gülümseyerek;
Yüreği yorsa da istenen fiyat
Ne acı sonsuzdur, ne keyfe keder...
Varsın bıçağını bilesin hayat
Tevekkül korkuyu bertaraf eder!
Unutur mu Rabbi mahzun kulu hiç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!