Ah be Azmi abi; ne hâle düştük!
İtiraz etsene o surat varsa!
Mahşer dendiğinde az mı gülmüştük
İçim ürperiyor; ya sırat varsa!
Kim bilir şu anda ne durumdasın
Ne zül bildik ne zamandan ziyanı
Yelkovandan borç alarak yaşadık
"Sonra"lara feda ettik her "an"ı
Sevmelere geç kalarak yaşadık
Densizliği bırakmayıp tadında
Ne kadar hazin, garip; "asla olmaz" dediğim
Buluyor bir yolunu, oluyor yavaş yavaş
Umudu zinde görüp, "kolay solmaz" dediğim
Düşlerim... hayallerim... soluyor yavaş yavaş
Vahdet "insaf" umarken yumruk sıkan bilekten
İmar gerek diyerek gönlümdeki yapıyı
İçimdeki fenayı talanı kast eyledim
Derdi dünya olana kapadım her kapıyı
Dünya kadar dertleri olanı dost eyledim
Sevgi dolu bu gönlüm altmış senelik bi sur
Ardımda yitik düşler, dilimde dinmeyen âh
Kış adımı andıkça, kar kapımı tıklıyor
Bahtımda çatık kaşlar; akrepler hayli küstah
Yelkovan hızlandıkça ömrümü tırtıklıyor
Serimdeki o bir çift fersiz zâra müptela
Gönül ufkunda güneş batarken yavaş yavaş
Ne hecesi bir 'tek taş', ne ucu artık nakkaş
İlhama rica, minnet beyhude, boşa uğraş
Sayfa size emanet; bazen tozunu alın
Bizden artık bu kadar; elveda... hoşça kalın
Dağın zirvesine düz yol arama
Yorgun ayaklara destur verilmez.
Gönül imar etmek çok zordur ama
Meşakkat çekmeden sırra erilmez!
Zannetme uzakta; huzur avcunda
Mevsim hazan ertesi; dünden daha zor bu dem
Çökmekte ruy-i zemin, pus ardında limanlar
Vahşetin son kertesi; çıldırmış ben-î âdem
Doğranan yine mü’min, yine saf müslümanlar
Irakken dimağıma Yeni Zelanda adı
Bakmayın taltif-i Hakk "şerefli" payemize
Ne layık olabildik, ne de verene sadık
Ta Adem'den bu deme uzun hikâyemize
Kahredici kıssalar katmayı kanıksadık
Hâlimiz lastik gibi; ne yana çekersen çek
Sinsi virüs gibidir; belki daha da eşet
Girdiği bünyelerde bir süre sessiz durur
Akla kanca atınca kolaysa artık baş et
Kalbe sirayet eder, vücudu uyuşturur
Kanıksama illeti sinsice bir süreçtir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!