Gizlemek kolay değil, aşikâr yara sızım
Yıllardır bomboş kalan elim ele veriyor...
Geçen yıllar, ay değil! Desem de yarasızım
Gözlerimden boşalan selim ele veriyor.
Farz edin belli değil içimde sakladığım
Samimiyet ölçüsüdür her işin
Hayra azim, insana ar gerekir.
Tefekkür et! Vazifen ne, bir düşün!
Ölümsüz kim, kime mezar gerekir?
Ne bu gaflet, dünya hırsı, bu telaş?
Bir muamma zannederdim âlemi
Sanırdım ki, her çile bir kördüğüm
Tefekküre teslim ettim kalemi
Yazdığında, farklı oldu gördüğüm.
Gaflet vardı gönlümdeki otağda
Zâkir, Hakk'kı zikre dalmış; kulda Yaradan'ı gördüm
Gözler mahzûn, selin salmış; halde Yaradan'ı gördüm.
Mâdem gaye hayra eriş, bir besmele bekler her iş
"Elif-Lâm-Mîm" diyor derviş; dilde Yaradan'ı gördüm.
Hayat ömürlük tuval, düşler rengârenk boya
Yüreğinin sesidir her ressamın fırçası
Yarım kalan tablolar...Ansızın biten rüyâ...
Her gizemli kördüğüm bir nizâmın parçası.
Bir nizam ki, âsârı, âşikâr gören göze
Bir "kûn" emri ile basılmış zile
Ezelden ebede göç akın akın
Önümden gidenler vardı menzile
Ardımdan gelenden ayrılık yakın.
Kundaktan çıkalı daha dün gibi
Âdemdir ilk atası; balçıktır aslı, özü
Mûcizeye tanıktır vücûdunun her cüzü
Nutfeyken cenin olur...derken açılır gözü...
Dünyaya teşrif için saniye sayar insan
Bezm’ elest’te söz verir, doğarken cayar insan!
Çetelesi tutulur aşikâr olan zikrin
Âkıbeti bilen 'çün ağızlar sırra kutu...
Her kim ki zorluk çeker hazmında farklı fikrin
Giz etsin kelamını, tercih etsin sükûtu.
Çok kişinin çektiği dilinin belâsından
Tükenmez sanıyordum; bittikçe başa sarar
Ne "âh" vardı hesapta...ne "gözyaşı"...ne "zarar"
Oysa şimdi gün akşam, güneş gözüme firâr...
Bir an uyuyakaldım...avcumdan uçtu ömrüm
Elde mendil, dilde âh; beyhûde geçti ömrüm.
Verdiğin acının yok ki ötesi
Kalan son umudu al istiyorsan
Gam yüklü bestesi geçmez öfkesi
Aldırma, kır udu; lâl istiyorsan
Sığınıp her gece bir bahaneme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!