Her adım başında dil dökmen boşa
Ne dostun olurum ne sana çırak
Rabbimin emrinden çıkamam hâşâ
Düş artık yakamdan, peşimi bırak.
Kansam da sözüne çamura batsam
Yük almış sırtına boyundan büyük
Aldırdığı yoktu her gelen sese...
Durdu az ötemde; ağır geldi yük
Baktım ki yorulmuş, nefes nefese...
.
Bedeni âdetâ ortadan ekti
Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.
"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"
Geçici zevkleri sormayın bana
Felekten gün çalmaz hâlimiz bizim.
Gözümüz çevrili ukbâdan yana
Firdevse götürür yolumuz bizim.
Dünyaya teşrifi nâr üstüne nûr
Sevgisi yüreğimde coşkun çağlayan ırmak
Şefkatini tarife diller nâçâr, tanım az.
Beyhûde bir gayrettir, bir tek güne sığdırmak
Söz konusu anneyse, sevgi sınır tanımaz.
"YavruM"daki en son harf, güç katar eksik güce
Zâkir huşû içinde secdedeyken seherde
Ar-namus hırkasını atanlar az anıyor.
Münkir, doğrudur sanıp, karar kılsa da şerde
Her gün sevaba sevap katanlar kazanıyor.
Aksini söylese de inanmayan, aybeden
Aczini ikrarla, düşünüp sonu
Rabbini bilene kul derler oğul.
Sayısız olsa da beşerin yönü
Menzile varana yol derler oğul.
Yunus’da çağlayan, gönüller yapan
Zaman acâip olmuş, ağlayan çok, gülen az
Derdin bini bir para, geçmiyor bir gün ahsız
Ay buluta sitemkâr, bülbül eder güle naz
Vefasız, "dost" arıyor; kadirbilen, günahsız!
Kibir dağlar aşıyor bakan yok kimsesize
Dünyanın çivisi çıkmış yerinden
Dereler tersine aksa şaşırmam.
Kalp dilden muzdarip, alın, terinden
Göz helâle şaşı baksa şaşırmam.
Kaderin ördüğü ağ nakış nakış
Arzunun ayağı zemine bassın
Ne âfâkî olsun, ne de çok uçuk.
Varsın eller kızsın, yüzünü assın
Resûl'ün yolunu takip et çocuk!
Ne kalpte noksan var, ne dinde kara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!