Bir asıra çattık ki, dökülen kan diz boyu
Manzarayı görenler dona kaldı be Hasan
Otağ kurmuş cihâna Kabil'in kahpe soyu
İşimiz Ebâbil'e, Kûn'a kaldı be Hasan
Toplasan, emin ol ki etmiyoruz bir adam
Kır kalbimi yak toprağa kar ama
Beni senden ırak etme Asuman
Aşk bahsinde âh çekmek de var ama
Sebebini firak etme Asuman
Gel düşüme sal öfkeni peşime
Öldü bil ömrünü sana adayan
Ahdettim bir kere...Affetmem seni...
Vicdanı içimde sendin budayan
Ahdettim bir kere...Affetmem seni.
Bakıp da gözümden boşalan yaşa
Îmân ile bezenmişse serden âleme bakış
Tefekküre öz toplar göz; rengârenk, nakış nakış...
Nazar edip kâinâta daracık pencereden
Kurtulmak zor cendereden; düşün bir "azap neden?"
Ne intizâr eder ne zâr ederdim
Gülzâr-ı gönülde odam olaydı
Sînemi hüzüne mezar ederdim
Selamı kestiğim adam olaydı
Haddimi aşıpta tutmadım teste
Hayrı şerden ayırmak düne dek kolay işti
Artık doğruyu tesbit zor durum oldu Hasan
Ay, gün, saat, an... ne ki, meclis bile değişti
Hainleri besleyen bir kurum oldu Hasan
Hergün kar bulaştıkça yazlık ayakkabıma
⚘Çehre, cemal, us yerinde
Geziyorsun diyar diyar
Can tende boy pos yerinde
Abartmışsın be ihtiyar
⚘Derdin olsa duman tüter
Say ki derdin koca dev, kararlı ve çok hırçın
Üstüne benzin döküp kibridi çakmak olmaz
"Keşke"lerin oduna odun atsa da bir cin
Yine de bir bit için yorganı yakmak olmaz
Aşikardır heceme her yıl on sekiz Mart'ta
Ruhumdaki depremin sinemde fay kırışı
Ülküsüdür; süsüdür bu kalemin; hem hatta;
Her Türk'ün türküsüdür coşkulu haykırışı
Sîreti yansıtır aynada suret
Faş olur, has huylar yittiği zaman
Onurlu ins için ölüm bi nimet
Muhannete minnet ettiği zaman
Artınca âlemde nankör ve hain




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!