Nakşetmiş Yaradan "Nurlu Kitap"ta
Karadan ayrılır ak ihlâs ile
İkâz da kul için akla hitap da
Âleme ibretle bak ihlâs ile
Beşerin helâkı hadsiz hevâdan
El ayak çekilince, her gece sessiz sessiz
Gönüllerde bir otağ, dertli baş arar hüzün.
Güz güneşine benzer; tebessümden yoktur iz
Solmuş, sararmış çehre; çatık kaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
El ayak çekilince, her gece sessiz sessiz
Gönüllerde bir otağ, dertli baş arar hüzün.
Güz güneşine benzer; tebessümü edip giz
Solmuş, sararmış çehre, çatık kaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Şayet soran olsaydı, dokuz ay beklemeden
O zifirî engeli kolay aşmak isterdik…
Değil kundakta yatmak, henüz emeklemeden
Rahat yürüyebilmek hatta koşmak isterdik.
İnsan bu pek sabırsız; sanırsın ki padişah
Dayanılmaz oldu kahrı kalemin
"Yetmedi mi, şu orucu boz! " diyor...
Nişangâhı etme cümle âlemin
İncinsem de, gönül kırmam, söz diyor.
Zamanıyken hece hece esmenin
"Kökleri âtide koca devlet"tik
Hâdim-i İslâm'ken ırkımız bizim...
Küçük bir beyliği eşsiz dev ettik
Bir orduya eşti kırkımız bizim.
Dikeni "yakışır" diyerek güle
Her adım başında dil dökmen boşa
Ne dostun olurum ne sana çırak
Rabbimin emrinden çıkamam hâşâ
Düş artık yakamdan, peşimi bırak.
Kansam da sözüne çamura batsam
Yük almış sırtına boyundan büyük
Aldırdığı yoktu her gelen sese...
Durdu az ötemde; ağır geldi yük
Baktım ki yorulmuş, nefes nefese...
.
Bedeni âdetâ ortadan ekti
Madem ki son durak Hakk'kın dîvanı
Fâniye el vermez, etmeyiz meyil.
Mâvera yoluna dizdik kervanı
Tükenen ayaklar, gönlümüz değil.
"Meziyet ne" dedik, dediler "edep"
Geçici zevkleri sormayın bana
Felekten gün çalmaz hâlimiz bizim.
Gözümüz çevrili ukbâdan yana
Firdevse götürür yolumuz bizim.
Dünyaya teşrifi nâr üstüne nûr




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!