Yâri Allah olana başka dosta ne hacet
Nice gönüller gördüm; kapkara, zindan, harâb.
Ey Allah’ım, ne merde, ne nâmerde muhtâc et
Cürmüm çok, farkındayım; kovma kapından YÂ RÂB!
Öğretmişken Kitabın günah nedir, ne ziyan
Yazık ki; her hataya bin bedel ödense de
Yine vahdete ağyar, kötülüklere Bey'iz
Yazık ki; her zifirin ardı şafak dense de
Düşük doğmaya mahkum umutlara gebeyiz
Tarihe destan yazıp, düşen bizken dillere
Erbabı; ahdinden, dinden cayınca
Âlimin tâcını cühela almış
Çağların çarkında kurt kocayınca
Meydanlar sansara, çakala kalmış
Şahittir sözüme sert esen ayaz
Mazide kaybedilen güzide özümüzün
Özlemiyle tutuşan avare bir kuldum ben
Solan, silinen, kayıp 'şerefli' izimizin
Tamamını doğada, hayvanlarda buldum ben!
Sürprizlerle dolu bu efsunlu kâinatta
Kör etmiş dimağı gafletin kumu
Lain'e sımsıcak bir kucak olduk
Gönül toprağına öfke tohumu
Ekenler elinde oyuncak olduk
Fasl-ı nevbahar'a gelse de sıra
Atisi karanlık bu koca küre
Toz pembe düşlere üs’tü bir zaman
Kul Hakk’a yakındı dil tefekküre
Ucundan süzülen süstü bir zaman
Mazluma sığınak naçara daldık
Kaldık ey müslüman; sınıfta kaldık
Aczini bilene takılmaz kanat
Gökte aranması zahmettir göze!
Şükürün manası aza kanaat
Gönüller otağı saltanat bize.
Toprağa çok sağlam bassa da kadem
Huzurun rengine boyarken çağı
Görmedik tuzağı, gerilen ağı
Cepheye sürüldük; yer Ortadoğu!
Neslime hep sadık kalsa da zafer
Tehlike dünden de büyük bu sefer!
Kaldır da başını arşa nazar et
Al Sancak göklerde ne kadar özel!
Senin bu şan, şöhret! Tarihten ibret
Al da bak, yaşamak ne kadar güzel
Aklın emaresi ne ün, ne kafa
Ah be Azmi abi; ne hâle düştük!
İtiraz etsene o surat varsa!
Mahşer dendiğinde az mı gülmüştük
İçim ürperiyor; ya sırat varsa!
Kim bilir şu anda ne durumdasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!