Behey nefsim dokunmasam; kış günü
Şirin için dağ aşmaya gidersin
Ey âlemin aşk-ı memnu düşkünü
Yaradana yanaşmaya ne dersin?
Ne "Hoşgeldin" ne de bir buket çiçek
Ne de hatır için damla içecek...
Nasıl hakettiyse öyle geçecek!
Yıl başı telaşı bizim ne'mize
Uzak dursun bu kez Yılbaşı bize
Sînedeki can kuşu ten dağını aşmadan
Fâniliğin sırrına erenlere ne mutlu!
Mevsimlerin son kışı saçlara bulaşmadan
Azgın nefsini yere serenlere ne mutlu!
Yazılsa da ayaklar karlı sarp yokuşlara
Dedemin devrinde kem "kerih iş" miş
Nazikmiş insanlar nezihmiş kelam
Belli ki değerler, devran değişmiş
Kalp kırmak meziyet olmuş vesselam
Kaleme, heceye bulaştıkça kir
Tırmanma telaş ile ömür denen yokuşu!
Zirve görmeden ayak, serde saçın ak olur
Gözetleyen biri var kafesteki o kuşu
Uçmayı dilerse Hakk, düşler un-ufak olur
Toplarken her bahardan fâniliğin hazzını
Ne desen beyhude, ne söylesen boş
Hasletin hasını alan yok bu dem
Bakışlar öfkeli heceler nahoş
Gönüller virane; talan çok bu dem
Akıl baştan bîzâr, nefsi inse yâr
Gaçıncı asır bu, gaçıncı guşah
Sanma ki şikarsan ey'in var Bayburt
Eğri oturah da doğru gonuşah
Kuçuk bi şehersen neyin var Bayburt
Niye bozuliysan, gaşın çatıysan
Talan et maziyi şaşırmam asla
Dal gönül köşküme kalanı zay et
Kendinle gurur duy, ustalık tasla
Yaptığım yuvayı yıktın nihayet
Bal olsa yenmezdi her gün her saat
Hayat yolu derin deniz; gizem dolu girdabı var
Hakikati bil ve şaşma; bir bütündür ruh ve beden
Konuşmanın da -biliriz- bir usulu adabı var
Her sözcükle bir anlaşma imzalarız fark etmeden
Bir anlaşma ki; evrenle, kendimiz ve muhatapla
Ölümü g/özleyen yüz binlerce ruh
Soğuktan donarken son duasında
Ceset kıvamında tonlarca güruh
Resûle ümmetlik iddiasında!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!