Kin kusuyor ölüm saçan demirler,
Ak güvercin kanadında askerim…
Yüreklerde yara açan emirler,
Yırtıkları aşkla diken köşkerim…
Akan kanda gözyaşında yüzemem,
Kâhta’m,
Binlerce yıllara dayanır mazin.
Krallar, zalimler yazmış alın yazın…
Hep fukara,
Hep bahtı kara,
Karın tokluğuna düşmüş yollara,
Karlar yağar derdin hüznün üstüne,
Gök boşalır lapa lapa kar yağar…
Üşür fakir döner meydan büstüne,
Yel dolaşır kerpiç dama dert yığar…
Son sancıdır bebek doğar leğende,
Göz bebeği aktı yaren yıldızın,
Benle tuttu ayrılığın yasını…
Söz öbeği karasıdır yaldızın,
Senle yuttu sevdaların hasını…
Aşka hançer elden gelen komutlar,
Yaz boyu sahildeyim,
Akdeniz evimin bahçesi…
Gözlerimde poşetler,
Gazete parçaları,
Bira kutuları,
Rakı votka şişeleri,
Taşrada,
Saflar pamuk ipliğine bağlı,
Hepsinin dilinde Allah,
Çıkarlar olur ilah!
Çok sık değişir külah,
Kafa durur yerli yerinde,
Cami kapısında ayakkabım yok,
İmam mendil açmış karnı benden tok,
Baktım Müslüman az cemaat hep çok,
Riya rüzgârında gönül kederli...
Ruhumu okşadı huzura erdim,
Maziden bu güne çiçekler derdim,
Gönlümün köşküne kilimler serdim,
Gel bağdaş kur üstat keman konuşsun...
Bu hasretlik düşürecek vereme,
Hicran düştü garip gönül pareme,
Mezar kazın yakın olsun Kerem’e,
Ölüm bari gurbet elde kalmasın…
Can gel beri Kerem beri,
Aç kendine hele gönül sofranı,
Taşınmadan mezarlığa tabutla…
Kimi ezdin kimler çekti tafranı,
İtiraf et sarılmadan çaputla…
Bak yaş geçti artık bir gör önünü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!