Çocukluğumun Kâhta’sındayım bu akşam,
Bağdaş kurmuşuz Su Kulesi’nin üçüncü katında,
Toprak damlarda tahta köşklerde canlar,
Uzanmış günün yorgunluğunu atmakta,
Umut yoğuruyoruz dost sohbetinde,
Düşlerimiz güzel günlerin hasretinde,
Gülle nergis koklamıştık havanda,
Canım Kâhta’m bizi saldın gurbete…
Bet bereket artsın dedik ovanda,
Kime kandın neden daldın gıybete…
Cendere’de sofra serdik çakıla,
“E. B. Tanık’a Sevgilerimle”
Tüm geceyi yola verdim toprağım,
Gün ışığı seher yeli merhaba…
Zor gücüyle koparılan yaprağım,
Verdim geldim her bedeli merhaba…
Döndüm baktım gelip geçen yıllara,
Bir sevdaya kurban gitmiş bu ömür…
Yaşlar döktüm o geçtiğim yollara,
Bir sevdaya kurban gitmiş bu ömür…
Hazan ömrüm hüsran yazın baharın,
Söğüdün altında kavak yelleri,
Esiyor başında ağlıyor Melek…
Kaldı başka yaza duvak telleri,
Baharı düşlerken kışlıyor dilek…
Kaptırdı gönlünü bir göçmen kuşa,
Devran sizin koltuk sizin oy bizim,
Her devirde pişman olan toy bizim,
Resimdeki tatil yeri koy bizim,
Hüsran bizim hicran bizim dert bizim…
Yerler karlı kuşlar bekler nevale,
Vicdansıza açlar olmaz havale,
Kara kalpler çirkin düştü tuvale,
Güzel çocuk nice hayvan duyurdu…
Bereketli şu Ceyhan'ın toprağı,
Aklım aldı kavun karpuz kokusu,
Sevdim öptüm gülü dalı yaprağı,
Destan olur bu sevdanın utkusu...
Nazlı nazlı Ceyhan sular ovayı,
Varsın hüzün sarsın kara yel olsun,
Güneş olur sana inan bu gönül…
Felek pençe açsın dertler sel olsun,
Bu can siper olur zarar görmez gül…
Yıldızlar göz kırpsın el etsin mehtap,
Emek çalar büyük sülük,
Arsız hırsız bölük bölük,
Gül desem de gülmez günlük,
Kader değil bu çark bozuk…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!