Salya püskürtüyor kıçı kırık it,
Sıkar boş alanda kazma dişini…
Zorda annesini verir olur fit,
Pederin ağzına yapar çişini…
Kasap önü mekân kuyrukta deprem,
Kara kürklü kahpe felek,
Başroldesin her bir dalda…
Soframızda acı kelek,
Alabora olduk salda…
Aşımızda kanlı elin,
Kan ağladıysa Munzur,
Fırat boyandıysa kızıla,
Ve de canım Dicle,
Renk değiştirdiyse zulümden,
Çiçekler boyun büker,
Zaman taksa da kanat,
İki bin yıldan bu yana,
Sarı sıcağa kara borana inat,
Göz nuru alın teri tanrılar,
Talihine ağlarlar Kâhta’m,
Nemrut Dağı tepesinde…
Bakma bana öyle duracak kalbim,
Kar olur eririm gözünde senin…
Bu dertli gönlümle olacak harbim,
Yâr olur kalırım dizinde senin…
Üstüme bu kadar ne olur varma,
Kin kusuyor ölüm saçan demirler,
Ak güvercin kanadında askerim…
Yüreklerde yara açan emirler,
Yırtıkları aşkla diken köşkerim…
Akan kanda gözyaşında yüzemem,
Kâhta’m,
Binlerce yıllara dayanır mazin.
Krallar, zalimler yazmış alın yazın…
Hep fukara,
Hep bahtı kara,
Karın tokluğuna düşmüş yollara,
Karlar yağar derdin hüznün üstüne,
Gök boşalır lapa lapa kar yağar…
Üşür fakir döner meydan büstüne,
Yel dolaşır kerpiç dama dert yığar…
Son sancıdır bebek doğar leğende,
Taşrada,
Saflar pamuk ipliğine bağlı,
Hepsinin dilinde Allah,
Çıkarlar olur ilah!
Çok sık değişir külah,
Kafa durur yerli yerinde,
Kazandibi katran gibi gökyüzü,
Boş sokakta gönül ateş hattında…
Gözlerimde nazlı yârin gül yüzü,
Sırılsıklam beden yağmur altında…
Terk etti yâr kurulduğu tahtını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!