Koltuk kurdu azgın birçok ihtiyar,
Lav fışkırır elde demir eldiven…
Güzel yurdu şaş göz görür bir hıyar,
Korku yeli makam ranta merdiven…
Halklar kardeş tuzu kuru hep bölen,
Yüreğinde fırtınalar esersin,
Bir kör nokta çok gereksiz virgülsün…
Boş kovanla dolu ahkâm kesersin,
Dalda çalı dev aynada sümbülsün…
Her konuda bilirkişi uzmansın,
Özlem dolu günler zordur bitmiyor,
Hayaliniz bana artık yetmiyor,
Dertler başımıza çökmüş gitmiyor,
Geçer kara günler sabır evlatlar…
Sevgi şefkat ile sizi büyüttüm,
“Doğum Günü Hediyesidir”
Öğretmendim ilden ile atandım,
Ektim biçtim kültür oldum harmana…
Cahillikten yoksulluktan utandım,
Bir mum oldum yandım döndüm dermana…
Umudu kırık kuş,
Başında yine kar boran,
Kara bulutlar altındasın,
Sürüldüğün yollar yokuş,
Bir yağmadığı kaldı başına taşların,
Katran kazanından,
Karun gibi baba malı,
Aç viskiyi savur duman…
Arın her gün yapar balı,
Saç içkiyi bitmez umman…
Göz zevkinde her camekân,
Avuçlarıma dolar gözyaşlarım,
Her damlasında gidişin var...
Seninle başlayan her yazımda,
Hüzünlü satır başlarım,
Cümlenin noktasında,
Yürekten tükenişim var…
Döndüm baktım gelip geçen yıllara,
Bir sevdaya kurban gitmiş bu ömür…
Yaşlar döktüm o geçtiğim yollara,
Bir sevdaya kurban gitmiş bu ömür…
Hazan ömrüm hüsran yazın baharın,
Of!
Anam of!
Herkes olmuş filozof!
Her konu uzmanlık alanı,
Uydurur bin bir yalanı…
Söğüdün altında kavak yelleri,
Esiyor başında ağlıyor Melek…
Kaldı başka yaza duvak telleri,
Baharı düşlerken kışlıyor dilek…
Kaptırdı gönlünü bir göçmen kuşa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!