Aç kendine hele gönül sofranı,
Taşınmadan mezarlığa tabutla…
Kimi ezdin kimler çekti tafranı,
İtiraf et sarılmadan çaputla…
Bak yaş geçti artık bir gör önünü,
Bak hazine kevgir gibi,
Hırsızlar fil, beygir gibi…
Arpa fazla azmış beyler,
Boğuşurlar aygır gibi…
Var git kardeş var git kendi yoluna,
Eğlen keyfine bak yalan Dünya’nın…
Her gün sevdiğini al tak koluna,
Eğlen keyfine bak yalan Dünya’nın…
Rüya gibi geçer insan hayatı,
Yağmur yağsa yaş görmezsin,
Kavga olsa taş görmezsin,
Göz çıkarır kaş görmezsin,
Nam tilkide kurnaz sensin…
Alın teri sana akar,
Aç gözlüdür madrabaz,
Tilki saftır o kurnaz…
Kopar bir gün kuyruğu,
Kötülükler taçlanmaz…
Diz dizi dertlerim,
Azdı anam yoklukta…
Namert değil mertlerim,
Öldü gitti kuyrukta…
Aman doktor gel doktor,
Salya püskürtüyor kıçı kırık it,
Sıkar boş alanda kazma dişini…
Zorda annesini verir olur fit,
Pederin ağzına yapar çişini…
Kasap önü mekân kuyrukta deprem,
Kara kürklü kahpe felek,
Başroldesin her bir dalda…
Soframızda acı kelek,
Alabora olduk salda…
Aşımızda kanlı elin,
Kan ağladıysa Munzur,
Fırat boyandıysa kızıla,
Ve de canım Dicle,
Renk değiştirdiyse zulümden,
Çiçekler boyun büker,
Zaman taksa da kanat,
İki bin yıldan bu yana,
Sarı sıcağa kara borana inat,
Göz nuru alın teri tanrılar,
Talihine ağlarlar Kâhta’m,
Nemrut Dağı tepesinde…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!