Rüşvet yemiş cüzdan şişkin,
Mala mülke yaman düşkün,
İşin bilir çok da pişkin,
Cahil köyün uyanığı…
Ne uzak dur ne de yanaş,
Burası efkâr hanedir,
Dertler gemlenir tezgâhta,
Umut demlenir dergâhta…
Gözlerimde mazi tatlı eda
Yüreğimde tutuşur sevda,
Dost düşman cahil hançeri,
Mutluluğun gönlün baharı yazı,
Yırt kara sayfayı aç bembeyazı,
Gönlümün sultanı dilin niyazı,
Gül açsın yüzünde gül ömür boyu...
Tüm dertlerini at geride kalsın,
Çil çil altın basar oldu koltuklar,
Zevkten sarhoş hepsi birer darphane…
Kibir ile şişmiş göğüs koltuklar,
Her gün bayram yaşamları şahane…
Yalan dilde nehir gibi akıyor,
Akıyorsa kin nefret,
İnsan artıklarının boğazından,
Kıvranır sinir uçların,
Pensenin dişli ağzında,
Sabır çekersin ya sabır,
Beş kere on kere,
Başı dik alnı açık,
Sevdayla yoğrulmuş candı,
Onurlu bir fidandı…
Ben taşralı garip çocuk,
Mamak'ta noktalanmıştı yolculuk...
O sabah çıldırmıştı hukuk,
Döner koltuklu kodaman,
Oynattı gözünü kaşını…
Bulutsuz masmavi gökyüzüne,
Kaldırdı dazlak başını…
Dünya malına doyumsuz gözlerini,
Kıstı dönüştürdü çuvaldız deliğine…
Güzçiçeğim düştüm hasret yeline,
Ben gönlüme yine hüzün sermişim…
Yalnızlığım mızrap gönül teline,
Sol yanımı efkârlara vermişim…
Aşkın ile gönlüm düştü ateşe,
Gel git diye iki kapı,
Koca hana konmuş baştan…
Kul emeği her bir yapı,
Kimi toprak kimi taştan…
Ölmez gibi yaşar fani,
Yılma dik dur diren gönül,
Bu gün Dünya kan Halepçe…
Sabret hele kendini bil,
Durma zora hiç el pençe…
Obur gözler cana darbe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!