Çocukluğumun Kâhta’sındayım bu akşam,
Bağdaş kurmuşuz Su Kulesi’nin üçüncü katında,
Toprak damlarda tahta köşklerde canlar,
Uzanmış günün yorgunluğunu atmakta,
Umut yoğuruyoruz dost sohbetinde,
Düşlerimiz güzel günlerin hasretinde,
Gülle nergis koklamıştık havanda,
Canım Kâhta’m bizi saldın gurbete…
Bet bereket artsın dedik ovanda,
Kime kandın neden daldın gıybete…
Cendere’de sofra serdik çakıla,
“E. B. Tanık’a Sevgilerimle”
Tüm geceyi yola verdim toprağım,
Gün ışığı seher yeli merhaba…
Zor gücüyle koparılan yaprağım,
Verdim geldim her bedeli merhaba…
Girişi çok kolay çıkışı zordur,
Mahpusa düşmüşüm belada başım…
Ayrılık kavurur ateşi kordur,
Yolcuydum Kâhta’ya kesildi aşım…
Genlerin bozuktur haramdır kökün,
Cami kapısında ayakkabım yok,
İmam mendil açmış karnı benden tok,
Baktım Müslüman az cemaat hep çok,
Riya rüzgârında gönül kederli...
Boş boş öter ussuz karga,
El âlemle geçer dalga.
Magandalar manga manga,
Bu ne haldır canım Kâhta’m…
Uzanmış ranzada gözleri durgun,
Dalmış derinlere kara sevdalı…
Bir güzel sevdaya gönülden vurgun
Dalmış derinlere kara sevdalı…
Mektubu gelmiyor aylardan beri,
Bu hasretlik düşürecek vereme,
Hicran düştü garip gönül pareme,
Mezar kazın yakın olsun Kerem’e,
Ölüm bari gurbet elde kalmasın…
Can gel beri Kerem beri,
Aç kendine hele gönül sofranı,
Taşınmadan mezarlığa tabutla…
Kimi ezdin kimler çekti tafranı,
İtiraf et sarılmadan çaputla…
Bak yaş geçti artık bir gör önünü,
Ruhumu okşadı huzura erdim,
Maziden bu güne çiçekler derdim,
Gönlümün köşküne kilimler serdim,
Gel bağdaş kur üstat keman konuşsun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!