At Hasan at kül bırakma mangalda,
Âlem sanal boldur kanal sen de dal…
Senin salyan yoktur hiçbir kangalda,
Uygun ahval oku maval tel tel çal…
Tap sesine şiir diye başsız sap,
Yağmur yağsa yaş görmezsin,
Kavga olsa taş görmezsin,
Göz çıkarır kaş görmezsin,
Nam tilkide kurnaz sensin…
Alın teri sana akar,
Aç gözlüdür madrabaz,
Tilki saftır o kurnaz…
Kopar bir gün kuyruğu,
Kötülükler taçlanmaz…
Diz dizi dertlerim,
Azdı anam yoklukta…
Namert değil mertlerim,
Öldü gitti kuyrukta…
Aman doktor gel doktor,
Salya püskürtüyor kıçı kırık it,
Sıkar boş alanda kazma dişini…
Zorda annesini verir olur fit,
Pederin ağzına yapar çişini…
Kasap önü mekân kuyrukta deprem,
1992 – 1993 öğretim yılı,
22 Ekim Cuma günü,
Bin ev, dört yüz dükkân,
Kül oluyor Lice’de…
Okulum harap, öğrencilerim göçmen…
Kulaklarımda top sesi,
Barut kokuyor elbisem.
Açsam kapatsam da gözlerimi,
Savaş manzarası bir görünüm,
Oturmuş göz bebeklerime…
Panzerler, tanklar,
Gördüm cami avlusunda,
Küçük kanlı bedenini…
Kanlar vardı havlusunda,
Söyle bana nedenini…
Hüseyin’im okur beşte,
Diyarbakır zalim elde fitilin,
Hesabını soran olur unutma…
Kan bürümüş hain gözü katilin,
Hesabını soran olur unutma…
Fidan gibi boyu vardı Nevzat’ın,
Sardı dört bir yanı yanık kokusu,
Çoluğun çocuğun kaçtı uykusu,
Yüreklere girdi ölüm korkusu,
Alevler içinde yanıyor Lice…
Kırık yaşlı kadın kolun kanadın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!