Örülmüş dikenli tellerin arasından,
Uzatıyorum ellerimi sana,
Al gülüm avuçlarının arasına,
Isıt buz tutmuş bedenimi bir tanem…
Sürgülü demir kapı mazgalından,
Bulmuş yağlı kemiği,
Yalayıp durur…
Kanlanmış bedeni,
Azar kudurur…
Koparmış ipini,
Kor çapaklı bir lanetli beyazsın,
Kör kapaklı şer aletli ayazsın…
Fesat aklın kin nefreti azdırır,
Al sat saklın bin afeti yazdırır…
Vasat imiş bizim hasat,
Vasatın da altı imiş…
Üstat kasap elde masat,
Yıldızları altı imiş…
Tuz kokuyor bu devirde her gün tuz,
Sözler ters yüz yalan kusar antenler…
Gerçek üç beş yalan yanlış bin otuz,
Bozuk zemin yol almıyor patenler…
Alabora kişilikler tuzaktır,
“Emek Hırsızlarına”
Git!
Git!
Başımızdan uyuz…
Bulaştırma temiz paçamıza,
Dünya’nın dümeni arsız tayfada,
Aradım boş yere zerre insafı…
Soy sömür talan et her bir sayfada,
Örtmüşler her gize katran çarşafı…
İmanı aradım cüzdana girmiş,
Dertli dertli ağla inle sen keman,
Gece vakti yüreğimin telisin…
Gönül hüzün harmanında çok zaman,
Can sılanın özlem yüklü yelisin…
Kara katran yalnızlıkta lal dilim,
Sokağının tozu çok,
İnsanının yozu tok,
Görme deme gözüm var,
Vefasızın kozu ok…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!