Yalan bombardımanında beyinlerimiz,
Kuşatmış yüreklerimizi Erzurum kışı…
Birer birer çökmüş dost sığınakları,
Caddeler sokaklar lal olmuş,
Nasırlaşmış yüreği kaldırımların…
Gün doğmuyor bir bilmece her gece,
Dön gel gayrı göster gülüm yüzünü…
Aşk boğmuyor ince ince işkence,
Ver baharım gel al zulüm güzünü…
Bu sevdayı ilmik ilmik işledim,
Düşte gördüm yâr düşmüştü yoluma,
Koşuyordu uçuyordu kuş gibi…
Kışta bile bahar oldu soluma,
Sevda yazdı iki gözü tuş gibi…
Mavi gökte gök kuşağı rehberdi,
Demirtaş’ın son durağı,
Olmuş garip can yatağı…
Hani nerde dert ortağı?
Sele döndü gözyaşımız…
Hepimiz de gurbet kuşu,
Dur!
Gitme!
Zemheri çöker yüreğime,
Donar umutlarım,
Sevdam donar...
Vur emeğe kır zinciri köpür git,
Acılara gönül dünden iskele…
Gir inkâra tüm maziyi süpür git,
Gelişin dert gidişin de zelzele…
Nasıl sevdim bir zehirli mantarı,
Beyin yapmaz işlevini,
Yürek görmez ödevini,
Kimse bilmez görevini,
Duyarsızlık marifet mi?
Duyarsız Ankara,
Yine düşürdün dara…
Hele şu işe bak,
Yetmiş günde,
Gelmiyor evrak…
Koca Dünya sanki onun eseri,
Burnu dönmüş aya giden rokete…
Bir tek çivi çakmamış ki keseri,
Ağzı büyük eller dönmüş rakete…
Villası var uşağı var atı var,
Kan kokusu dertle karmış havayı,
O bir bebek nasıl kıydın ey cellât…
Can korkusu gelmiş sarmış ovayı,
Bu ne kindir bu ne nefret gel anlat…
Öbek öbek kanı yerde annenin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!