Gözü dönmüş binmiş hırsın atına,
Lav fışkırır boğazından gözünden…
Közü sönmüş arşın yedi katına,
Benzin döker azgın gemsiz özünden…
Çat çatlatır her aynayı mor surat,
Gördüm,
Nice dili uzunlar,
Eli uzunlar gördüm,
Baştan tırnağa kibir,
Burunları Kaf dağında,
Yüzdüler varlık bağında,
Fakir vardı hiç aç yoktu,
Gölgesiz bir ağaç yoktu…
Her zamanda her mekânda,
En iyiydin tek taç yoktu…
Kâhta’m benim tam cennettin,
Dost isterim yakın olsun kardeşten,
Dar günümde beni sele atmasın…
Hep korusun kar borandan ateşten,
Üç kuruşa beni ele satmasın…
Ben sen bitsin kullanalım bizimi,
Hüzün azmış dal budaklı sarmaşık,
Bağrımda dağ zor çıkıyor nefesim…
Yüzün yazmış Dünya için karmaşık,
Her yanın ağ can sıkıyor kafesim…
Gül yolunmuş diken kalmış dalında,
Bu halat bu zincir eski çağlardan,
Gün berbat can acır ağır pranga…
Hep kör hat hep tehcir vur sür dağlardan,
Yaş Fırat dert içir savur kasırga…
Zorba talan gözlü bulur bahane,
Demirtaş’ın son durağı,
Olmuş garip can yatağı…
Hani nerde dert ortağı?
Sele döndü gözyaşımız…
Hepimiz de gurbet kuşu,
Dur!
Gitme!
Zemheri çöker yüreğime,
Donar umutlarım,
Sevdam donar...
Yalan bombardımanında beyinlerimiz,
Kuşatmış yüreklerimizi Erzurum kışı…
Birer birer çökmüş dost sığınakları,
Caddeler sokaklar lal olmuş,
Nasırlaşmış yüreği kaldırımların…
Vur emeğe kır zinciri köpür git,
Acılara gönül dünden iskele…
Gir inkâra tüm maziyi süpür git,
Gelişin dert gidişin de zelzele…
Nasıl sevdim bir zehirli mantarı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!