Bak mangalda kalmadı kül,
Kekemeler oldu bülbül…
Hakkâri’ye geldi deniz,
Sahilinde avun gönül…
Sevdi seni gönlüm ağırdır suçu,
Boynum kıldan ince sevda kasabı…
Bizde sevdiğine adarlar koçu,
Boynum kıldan ince sevda kasabı…
Diyar diyar sürdün döndüm göçere,
Fermana yenildi sevdamız bizim,
Aynalar gülmüyor asık yüzümüz…
Harmana serildi yürekte gizim,
Hedefi bulmuyor artık sözümüz…
Gönlümün köşkünde giydirdim tacı,
Pekmez bulmuş sinek gibi,
Her yazıma dokuyor ağ…
Maske takmış kazan dibi,
Ters okuyor gözünde bağ…
Tavuk ile diploması,
Koca gövde kocaman baş,
Beyin firar zekâ da şaş,
Ağız çarık oynak göz, kaş,
Kör sokağın şaş muhtarı…
Cennetliksen ey riyakâr,
Her cehennem kabulümdür…
Sen bülbülsen ey sahtekâr,
Karakarga bülbülümdür…
Huri tutmuş dizi dizi,
Yâr izinde hasret yüklü damlayım,
Gece gündüz yâre doğru akarım…
Aşk yüzünden kederleyim gamlayım,
İnce ince yâr yoluna bakarım…
Nazlı yârin gönlü sevda biteği,
Bugün on bir Nisan,
İki bin bir yılının öfke günü,
Kara günler Türkiye’de,
Mutfaklar dönmüş viraneye,
Dolap rafları tamtakır,
Dibe vurmuş ekonomi,
Gönül bahçesinin ayrık otusun,
Sevgi kepçesinin kırık rotusun,
Darbecinin çiçekleri çiğneyen,
İnsafsız vicdansız kanlı botusun…
Ey sahtekâr derdin kaygın paraymış,
Cilve nazın tatlı sözün hepsi boş…
Ey saf oğlan tahtsız bahtın karaymış,
Boş hayalin git peşinden haydi koş…
Hüsran ömrün gönül bahçen susuz çöl,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!