*Kırık Saatler Mevsimi*
Kırık saatler mevsimi geldi yine, sarkacında unutulmuş bir cümleyle,
Gün, hep aynı yerden geçip gidiyor, soluksuz bir gölgede gizli niyetle,
Bir sokak lambasının sarı ısrarında kalakaldım geceyle,
Zaman, ceplerimde taş gibi ağır, dökülüyor içimdeki çerçöp niyetle.
Konuşmayan aynalara sorular sordum, çatlaklardan sızan yüzümle,
Bir yalnızlık şiirine benzettim kendimi, her hecesi eksik dizemle,
Gökyüzü yamalı bir defter gibiydi, yazılmıştı yağmurla, kederle,
Bir mektup yaktım bugün, adresi olmayan bir özlemle.
Bütün harfleri ters okudum, anlam aradım her sessiz hecede,
Bir taş gibi bekledim, düşmeye razı bir uçurumun kenarında bile bile,
Baktım ki her şey geri sayıyor kendini, saklanıyor aynalardan habersizce,
Durdum… ellerim cebimde, yüzüm rüzgâra açık, suskun bir bilmeceyle.
Kuşlar geçmedi bu şehirden, bir çığlık bıraktılar sadece,
Bir yıldızın gözünde unuttum gülmeyi, karıştım geceyle birlikte gizlice,
Sokaklara kelimeler döktüm, kimse eğilip toplamadı, hep geçince,
Anladım ki insan, en çok kendine çarpar yürürken içli bir sessizlikle.
Gün dönümünü beklerken unuttum zamanı, takvimleri yırtıp savurarak,
Bozkırın ortasında bir şiir bıraktım, tutunamadım hiçbir harfine, dağılırak,
İçimde bir yankı dolanıyor hâlâ, çocuksu bir gülüşün ardından ağlayarak,
Bir gölge gibi sarktım duvardan, boş çerçevelerde kendime bakarak.
Yürüdüm, kaldırımların diliyle konuştum, çatlayan betona sorarak,
Bir rüya gördüm, içinde kendim vardım, adımı unutarak,
Zaman, yarım bir cümle gibi duruyordu dudaklarında donarak,
Sustum... ve sustukça çoğaldım, yokluğunda var olarak.
Bir sandıkta sakladım geçmişi, anahtarını denize atarak,
Sesini unuttuğum şarkılar vardı, her notasıyla içimi kanatarak,
Bir gecede yüz yıl yaşadım, rüzgârı hep içime alarak,
Kalbimi sustum, usulca kıyıya vuran bir dalga gibi yanarak.
Sözcükler yetmedi bazen, gözlerinle anlat bana dedim durarak,
İç içe geçen aynalarda kendime rastladım, tanımadan geçerek,
Bir hayal kırığı sardı ayaklarımı, yürüyemez oldum her düşte sürçerek,
Göz göze geldim kendi yansımamla, ürperdim, içimde buz kırarak.
Bu şehirde herkes bir şey unuttu, biri adını, biri yolunu, biri kendini,
Ben hepsini taşıdım içimde, bir bavul gibi ağırdı, tutamadım bendimi,
Yaz geldi mi sanırsın ama mevsim hep kırık saatlerdi, hep derindi,
Bir zaman makinesi gibi döndü yüreğim, bozuldu her çizgisiyle kendini.
Ve şimdi, bu dizeyi de bırakıyorum buraya,
Bir suskunluk kadar gürültülü,
Bir anlam kadar anlamsız,
Kırık saatler mevsimi bitmeyecek biliyorum,
Ama yine de yazıyorum,
Yine de susuyorum,
Yine de var oluyorum
Sana varmayan bir cümleyle,
Bir düşte,
Bir hiçte,
Bir belkiyle,
Bir ağayla,
avcûcumda
Dua sandım
dönerim yek tanrıyla
Ahmet Demir Hakperest
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 18:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!