İnci beyazlığı düşerken güne bakan çehrene maveradan
Lâl olmaya hakkım var mıdır güzelliğini izlerken
Katıksız güzellik bu ya, serencamı yazılmıştır elbet bir kitapta
Nadan kalmaya cesareti var mıdır şimdi kelimelerimin
Sana bir sonsuzluk hülyası çizerken
Kaçamadın ya aşktan
Dar geldi sana bulutlar
Koruyamadın ya hiç bir sözünü
Kaçarken anladın
Sıcak bir mermi sol omzuna değdiğinde
Doru beyaz atlarla
Beyaz çiçekler getirmedim bugün
Kara haberler kapladı derunumu
Gözlerin dönmedi uzaklardan
Canım çekiliyordu damarlarımdan
Sen başka bir muhitteydin, bilmedin
Bir mana vardı hislerinde
Bilinmeyen düşmanlarca kuşatılmış olsa da yurdun
Sen hep benimle ağlardın
Fakirlik denince, yalnızlık gelirdi akıllara
Sen bu sularda hiç nefessiz kalmadın
En kuzeye de düşse de yolum
Kaçamam şüpheler taşıyan sonsuz gemilerinden
Çok defa anlatsam da
Orada bir dağ var aramızda
Yangın yeriymiş
Dönenler az önce söyledi
Heybemde sürekli bir okyanus masalı taşıdım
Uzun bir yolculuk düştü payıma
Yelkensiz, direksiz, yorgun bir gemi taşıdı
Güvertesinde ölü bir albatrosla birlikte
Sana ulaşıncaya dek
İyi çocuklar gittiler
Kuşlar da gitti
Avucunda iri bir gül taşıyan adam
Herşeyi ateşe attı
Cebinde tek bir mektup, tek bir gül vardı
Yıkıntıların arasında buldu
Günlerdir mermiler yağıyor ellerime
Yıllardır bu terkedilmiş evlerde büyüyorum
Bazı çocukların yüzleri hala donuk
Kaç gecedir kar yağıyor odama kırık pencerelerden
Soğuğun öldürdüğü cesetlerle yaşıyorum
Aylardır hiç yağmur inmedi yeryüzüne
Donmuş nehirlerin fısıltılarını dinle
Şu çöllere inat
Ormanlara inen yağmur tıpırtılarını dinle
Köylerin ve şehirlerin
Uzak evlerinde
Pencerelerden bakan insanlar
Suya dalabilen kuşlarla
Uçabilen balıkları perde kıldım
En çok yanıldığım kıyılarla arama
Özensiz bir resimden portakal çiçekleri düşüyor kucağına
Dağların soğuğunu yemiş yılgın atların telaşıyla bense
Güle yaslandım ağladım
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!