Yapraksız dallarımla
Gölgene bağlanıyorum şuursuzca
Koca bir dağın yamacını
Senin için ayırdım
Krizantem çiçekleri yetiştiriyorum
İntizarına mahkumdur nevbahar hislerim
Ledün ilmiyle ezeli bir masalı dinliyorum hilkatinden
Kalyoncuyum çok eski bir dünyadan, rıhtımına sürükleniyorum
Nakıs gölgemin ağırlığını kollarına vermeye kıyamıyorum
Uslanmaz cerenler gibi geçmeye çalışıyorum serapa hayat dolu ırmaklarından
Rüzgar saçlarını örmenin telaşında, sen vavın kucağında derin bir uykuda
Bir yıl önce
Adını bilmezken
Çocuklar aynı pınarlardan su taşırmış patikalarda
Tokluğa ulaşamayan küçücük ayaklarıyla
Aynı yollarda senden kaçmaya çalışıyorum
Bilmeden bu şehre kök salmışım
Ne yazsam da faydası yok
Yapraksız, dalsız büyüyorum uzun zamandır
Bizi öldüren bir şeyler var
Fakat sensin kubbeleri yıkan
Sensin bu karayı
Gurbet yapan sinemize
Avucumda aylardır sakladığım güzel kuş
Bugün kanat çırptı özgürlüğe
Yol onun, baht onundu amenna
Vakti gelmiş miydi
Vebali boynuna
Atamıyorum kanımdan
Yorgun saçlarımdan
Yorganımın karanlık düşen yanından
Karanlık haberlerini
Son şehbenderin önünde duruyor
Kuyular dolusu hasret birikir
Suları çekilmiş çöl kuyularında
Kâğıdı yırtılınca
İkiye ayrılmış bir şiir iki denize düştü
Sen ak, ben kara bir denize bakıyorum
Bir avuç çakıl taşı
Sana dağların armağanı
Bir avuç yağmur
Sana göklerin sakladığı
Sana yeni bir şeyler getiremedim
Sıvacı kuşu yardıma geldi
Gidiyorum yeryüzünün bu yerinden
Sözlerimi ceplerimde biriktirip
Gidiyorum bu kentten
Adımladığın kaldırımları içime çekerek
Rüzgar kokunu getirdiğinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!