Esrimis kağıttan kayıklarım
Yüreğim sersem
Dağılmış eşyalarım
Kimsesiz bir çocuk gibiyim ardında
Eskitemez zaman
Nice revnaklı geceleri sen varsan
Sana sarılmanın gülen bir yüzü var
Seni sevebilmenin bir tasviri var
İlkin Levni’nin Sürname-i Vehbi’ye can veren resimlerinde görülmüştü
Sonra Necefli hattatların dilinde dolaştı
Bir muştuydu
Letafetinle can bulacak sonsuz resimlere
Hiç bir günah gizli kalmazmış
Artık usladım
Yalancı sevda sözlerin gibi
Daha o gün anlamalıydım
Birşeyler eksikti
Kuşlar böyle uçmazdı
Ezilmiş kasımpatılara bak
Güneş hala tam üstümüzde
Çiçeklerini öptüğüm kayın ağacı
Yollarını çevreleyen erguvanlar
Helezonlar çizerek ufukta kaybolan
Bir ışık halesinde kaldı
Gölgeler görüyorum kirpiklerinde
Döngüsel bir çaresizlikten bakıyorum
Cesetlerimizi toplayabilmek için
Sanıyorum yeterince zaman geçti
Onca ayrılıktan sonra
Bir daha gelmeyecek sesin
Boğuluyorum
Ellerin çok uzakta olsa da
Keder çizgilerimi saklayamıyorum yüzümde
Bir merasimle uğurlamıştık kayıp günleri
Yürüyemiyorum
Geriye dehlizler kalmış
Değişen ne oldu sen gidince
Yine ağaçlar kesiliyor ormanlardan
Yine madenler sökülüyor yerin kalbinden
Ne değişti sen gidince
Esmer bir çocuk ağladı
Müzeler bir süreliğine kapatıldı
Akantus yaprakları dökülüyor tacından
Ardın sıra topluyorum
Kuraklık sonrası yağmura kucak açar gibi
Ne çabuk çektin ellerini yine üzerimden
Bilmiyorum yüreğinde hiç bir keder taşıyor musun
Uçan payandalar getirsinler isterseler
Artık her şeyi yaşadık
En içten gülüşleri
Ağlatan hüzünleri
Yazların gelişinde
Ve sonbaharın ilk günlerinde
Hatta mevsimlerin değiştiği gecelerde
Ağıtlar yakılmış ateşler etrafında
Terk-i diyar eylediğin
Duvarlarına yoksunluk sinmiş kentlerde
Neresinden baksak kavuşmak sanki bize yasaktı
Son ümit kırıntılarını tarumar eden
Şiddetli rüzgarlar ıspatıydı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!