sahaf dükkânında,
tozlu sayfalar arasında kaybolmuş zamanları karıştırırım usulca,
her kitap kapağı bana yarım kalmış bir hayat gibi bakar, sanki okunmayı bekleyen bir insan gibi,
eski harflerin arasında unutulmuş duygular gezinir,
kimi aşk kokar kimi yorgun bir ayrılık,
ben rafların arasında yürürken aslında kendi içimde dolaştığımı fark ederim
Rabbim, sana sığınıyorum karanlıktan,
İnsanların şerrinden, çivisi çıkmış bir dünyanın kalbinden sana sığınıyorum,
Adını unutan dillerden, merhameti kaybolmuş yüreklerden,
Gecenin içinden yükselen ahlardan, yetimlerin susturulmuş çığlıklarından,
Kanı normal sayan gözlerden, ölümü istatistik yapan vicdanlardan,
Sana sığınıyorum Ya Rab, çünkü dünya artık ağır geliyor ruhuma.
Ey annem, ey babam,
Ey ardımda kalan topraklar,
Bu satırlar, belki size ulaşmayacak;
Belki de bir dağın yamacında
Bir asker defterinin son sayfasında
Donup kalacak…
Bomba sesleri, çığlıklar, korku, karanlık,
Yaşamın kıyısında boğulmuş aylan bebekler,
Çirkince katledilen,
masumiyet yüzlü çocuklarımız,
Dünya uçurumun kenarında,
Bütün anneler, babalar çaresiz haykırıyor!
Sen hiç sevdin mi bir yaranın kabuğunu,
kanayan yerinden hıçkıra hıçkıra ağladın mı her sabah,
güneş doğarken utanıp yüzünü sakladın mı acından,
aynaya bakmadan geçtin mi günleri,
çünkü gözlerin her defasında
Düşlerimi çalıp giden sen misin,
baharımı kışıma çeviren,
sonsuz bir aşkı terk edip böyle üzen sen misin,
yoksa gecelerime sinsice çöken o suskun ayrılık mı
Kederlenme gönül, her çiçek bir tohum açar
Unutulmaz dediğin acılar, gün gelir hesap sorar
Düşmüşüm bir sevdanın peşine, başka yar bilmem
Acılarım sonbahardır, yapraklar düşse üzerime,
Gizlenemem
Ümitlerim köprü, sen yolcu, ben hancı
Akşam ağır ağır iniyordu şehrin omuzlarına
Bir pencerenin önünde oturmuştu genç bir kadın
Avuçlarında yarına sakladığı küçücük düşler vardı
Belki dikeceği bir elbise,
Belki okuyacağı bir kitap,
Belki de, henüz doğmamış çocuklarına vereceği isimler
Sevdamıdır gözlerin ey yâr;
Bakışınla kopup gidiyorum yedi renkli iklimlerin vurduğu kıyılara,
Yedi renkli iklimlerin vurduğu sahillerden geçer hayâlim, serâb olur ufuklarda.
Bir bâd-ı seher alır beni, ismini bilmediğim menzillere sürükler günlerce,
Kalbimde eski bir hançerin sızısı gibi büyür hasretin geceden geceye
Sen bakarsın, ben bin senelik bir masalın içinde kaybolurum habersizce.
Bir dünya iyilik olsa kalbin,
Neye yarar sevgi olmadıkça
Arar durursun yüreğini,
Yüreğimin sana bakan yamaçlarında
Helezonların kıvrımlarında solmuş benzin
Çığlığın düşer bedenime, ne haldesin, neredesin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!