Hiç bırakmadı sevgin beni,
Ellerim ellerinde bir umut,
Seni düşündükçe papatya dikiyorum,
Elimin değdiği yere
Yüreğimde çıplak nefesin,
Ben bir gece yarısı doğdum,
kimsenin duasının tam tutmadığı bir saatte,
annemin gözlerinde umutla korku birbirine karışmıştı,
babamın avuçlarında ise yalnızca yoksulluk ve suskunluk vardı.
Beşiğime ilk konan şey sevgi değildi,
Bugün dardayım
Acılarımın mıhlanıp sevgime oturduğu saatlerdir
Köşe başında mendili kan tutmuş celladın elinden
Bir kahpelik düştü yere, duyar mısın hengameleri
Koşuşturmalar, bağrışmalar, yedi mevsimin ayazı gibi
İçimde kan revan duygular,
Bu şiir dünyanın kalbine, unutulmuş çocuklara, katledilen masum kadınlarımıza,
sokak lambalarının altında üşüyen yalnız annelere,
oyuncak yerine korku tutan küçük ellerin titreyen kaderine yazıldı;
çünkü bazı geceler vardır ki insan, gökyüzüne bakarken
yıldızların bile utandığını hisseder dünyanın bu sessiz zalimliğinden.
Çanakkale’de bir sabah doğdu ki güneş bile titreyerek yükseldi ufuklardan,
Toprak, kanla yoğrulmuş bir dua gibi kokuyordu, rüzgâr şehitlerin adını fısıldıyordu usul usul,
Bir annenin gözyaşıyla sulanan her karış vatan, bir destanın kalbinde atıyordu,
Ve o gün, bir millet ölümle değil, onurla tanıştı; diz çökmeden, baş eğmeden...
Mustafa Kemal Atatürk bir söz söyledi ki zaman sustu, mermiler bile saygıyla durdu o an,
Anne…
Dünyada bir kelime var,
insanın kalbine dokununca bile gözlerini doldurur.
Anne…
Sen hiç, gecenin en karanlık yerinde,
kendi sesinden korkup, suskunluğuna sığındın mı,
yoksa kalabalıkların ortasında,
en çok yalnız kalan kişi olduğunu fark ettiğin an,
kalbinin sesini bastırmak için, gözlerini mi kapattın?
ÇOK YORGUNUM ANNE
çok yorgunum anne, kanadımı kırdılar,
acının ortasında sessizliğimle kaldım bir başıma,
gölgeler omzuma çöktü, sabrımın ipleri tek tek koptu,
hangi sevda dalını kırıp da gittiğini hatırlıyor musun dilemma,
acılar denizinde boğuluyorum, gün gün batıyorsun yüreğime,
nasıl bir kıyametsin sen dilemma…
Bir adın var, bir de sustuğun yerler,
her suskunluğun içimde yeni bir enkaz.
Dipsiz bir kuyuya atıldım anne,
dünya üzerimde açılmış kocaman bir çukur,
ben Yusuf’u bekliyorum kuyuda;
ipleri kesilmiş bir kaderin ortasında,
taşların dilini ezberledim, karanlıkla konuşuyorum,
göğsümde bir kuş çırpınıyor, kanatları kırık umutlardan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!