Biraz yaşayalım diye geldiğimiz bu dünyada.
Neden bu kadar kırgın kırıklıklar yüklendi bize
Bir başka kaldı acılardan sonra gülüşüm.
Yediğim ayaz yazdan kalma bir günden.
İliklerime işledi de perişan edildi ruhumu bile.
Ben yoktum hayatına vurgundular içlerinde.
Saçların nede yakışmış sana.
Saçları da yıldızları taşıyorsun.
Rüzgâr nede yakışıyor saçlarına.
Esmesi için bir bahane, sensin.
Gölgesi olurdu ben bulut var derdim.
Cahilce bilmeden.
Bıraktım denize nem varsa, kalmadı geride.
Solacaktı, kalsaydı kitap sayfaları arasında.
Görmemek için uzun zaman bakar olmadım.
Baş ucumda duruyor en sevdiğim kitabım.
Yayılır gece boyu çiçek kokusu, öpmediğim.
Koca ev her şey olup bitiyor bu sınırlı alanda.
Rüzgâr taşır denizden, anlıma değen soğuğu.
Değmemiş tenime uzunca bana hasret kalan yar.
Zamansız içime düştü mü ondan hatıralar.
Isınır içim, dışım gözlerine umudu bağladığım yar.
Toprak gibidir baharda, güller eksik olmaz yüzünde.
Gördüm göreli, aydan almış yüzünü, bence dolunay.
Bahardı bir başka bahar, dinmedi yağmur bu sonbahar.
Bulaştık yalnızlığa, tekindi yağmur korkularımızı taşır.
İsliydi çokken bulaşık, göğermezdi dalımız, yaprağımız.
Kökümüz kuvvetli olmalı ki onca yıl susuz kaldık ölmedik.
Suladık kendimizi göz yaşımızla, göğü besledik su damlasıyla.
Dokunma dur silme gözlerimi, yağmur doludur her an.
Dili çözülüyor güzün, kış gelince dönüşüyor renkler renksiz.
Suları çekiliyor ağaçların, ölü görünmek taktikleridir.
Dirilmek için yeniden bir coşkuyla bir kez ölmek gereklidir.
Ben beyazı severim mavi kadar, renksiz olsa da beyaz.
En çokta kadına yakışır beyaz birde dumanlıysa dağa.
Alıp sihrinin, bilmecesini gitmeden kar diriltir doğayı.
Pay almazken sevgiden birileri.
Şekilden şekle giriyor yüzleri.
Oynamakla olmuyor hissiyat lazım.
Karınız olmasa, orda olmazdınız.
İyi niyetlerimiz barındırdı sizi.
Bu halle çölde bile olamazdınız.
Suskun gökyüzü parlamıyor artık ve eylül.
Çırpınmıyor heyecanlar kalmış kalpte hapis.
Görmezden geliyorum sokakta kim varsa.
Değmesin yüzleri yüzüme boşalsın kaldırımlar.
Öğrenmediklerim öğrendiklerimi hırpalar.
Amaçsız geliyor buna sebep, beni zorda koymaları.
Bile bile ölü çiçekleri sularken anladım.
Dilenci gibi, hiç gereği yokken talep ettim.
Güle güle her el sallayana diyemeyişim
Sevilebilme ihtimalini, nefret edende gördüm.
Sonbaharı günü vadide duran tek kaktüse sarıldım.
Bin hikâyenin içinde, benim olmadığımı seçtim.
Yaygara çıkınca ses vermedik kısıkta olsa.
Utanç duyduk, güçlü durduk; unutulduk.
Her şey kaybolup gitti sessizliğin içinde.
Oynandı hayallerimizle, sadece içerlendik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!