Onun siması, yıldızların nakışında,
Ezelden gelen, o kutlu nidanın tınısında,
Ruh kazanır, fedakarlık ve adanmışlıkta,
Onun uğruna yanmak, varlığın asıl közüdür.
Mayası karıldı, bir güneş tozundan,
Bizim için mazi izlerini, taşır bayrakları,
Olmasın
----morlukların,
--------kazadan
------------kaynaklanan
Olmasın
----sıkıntıların,
Gecenin vefası, çoktur beşerden,
Sezersin bunu, vakit dolduğunda.
Lambalar sönünce, beliren gölge,
El ayak çekilince, yalnız kalan.
*
Gören nazarla süzdün, hep manasız,
Toprak
----yerde dolaşan
--------gölgemden
------------çekildiğinde,
Silecek
----zaman
Müneccim sual eyledi, lisan-ı gayb ile;
Nereye varır, bu matem ufkunun son durağı?
Garip fısıldadı, lisan-ı can ile;
O, bu topraklarda yeşeren, bir nebat değil,
Bir başka kâinatın, rüyasında deveran,
Farklı bir mevsimin, gölgesinde cereyan,
Yığınlar, bir safa durmuş da bakar,
Bizimse arzumuz, engine akar,
Aşk ile cenk edip, bendini yıkar,
Anı yudumlayıp, kanmaktır murat.
Şayet bu ellerde, dolarsa çilem,
Soluğum tükenir, sönerse şulem,
Göçersem dünyadan, biterse dönem,
Musalla taşına, yatırın beni.
*
Müezzin duyursun, hazin haberi,
Çirkin çarkları, kırmaya koşan,
Nil'in suyunu, yarmaya koşan,
Hassas ruhların, yitik umudu.
*
Fakat, çelikten dökülen kalıp,
Katı tunçları, sökülen kalıp,
Yeter
----ki
--------bakın
------------etrafınıza,
Ne
----varsa,
Siz, o yüce Engin Dağ'a, vardınız mı?
Kıvrım kıvrım patikadan, çıktınız mı?
Çiğdem açan ovalara, baktınız mı?
Alnı terli, nasırlı o yiğitlerin,
Çektikleri kahırları, duydunuz mu?
Ocak başında oturan, ninelerden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!