Eser durur, dağ yelleri,
Lal olmuş, sanki dilleri,
Bilmeyen sorsun illeri,
Maziye koşsam sizinle.
*
Çamı durur, gürgeni var,
Vakit solsa da, hazan bitse de, gam yorsa da hoş,
Kader seni, bin bir çileden aşırsa da hoş,
Merhametle uyandık tana, hiç durmadık,
Ruhuna değersek, sana ağır gelse de hoş.
*
Süzül sakince, aş imtihan bendinden,
Zulmü gören mazlum insanların,
Ruhsal duvarları, yıkıktır hep.
Derin boşluk çıkar içlerinde,
Gizli mabetleri sarsılırken.
Dinmeyen ağrılar, başlar her an,
Çaresiz sızılar, sarmalar hep.
Sebepsiz değildir, dolunaya özenmenin,
Vahaların göbeğinde pişip, şu deme ermesi.
Nimet diye çağırır, şöleni kadimler,
Sümerliler, Akadlar, Asurlular.
Saygı duyarlar, sini gelip giderken ikrama uyarlar,
Ziyafete inanmaya bağlı olarak tamamlıyor,
Zorlama şansını,
Kaderin cilvesini,
Seyret ve sus,
Çünkü tükendiğimde,
Avuçlarını birleştirip,
Sessizce veda edersin.
Yabancı diyarda, garip gezersen,
Karıncayı dahi, basıp ezersen,
İyiyi bırakıp, şerri süzersen,
Kendi canın dahi, üzersin Sinan.
*
Helalin aşına, haram katarsan,
Nisanda tilkinin biri,
Yolu düşer, hoca veli,
Görür orda, keçi beyi,
Meclis kurmuş, sorar vakti.
*
Kaz olan, cevap verince,
İlham melekleri, küçücük tınılardan,
Seslerden, incecik oyunlar kurgularlar.
Farklı ufuklar açmayı, amaç edinip,
Aralıksız çalışır zihni, çağa bakmadan.
*
Derin zihnin ötesine geçip, gizem dokur,
Bugünlerde bazı canlar,
Sözü gizler, laf cambazı,
Yahut, bomboş fikirleri,
Tersine akar suları,
Akıl durur, şaşar gözler,
Tersten yazar, o şaşkınlar,
Eşsiz beyazlığa meftun yürekler,
Mevla özenmiş de, vermiş şanını,
Kabuk içindeki, gizli dilekler,
Asla ayırmasın, kimse cananı.
*
Dibe indikçe, sır bulur insanlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!