yıldızlarımı bırak ay ışığı pejmürde akşam parkı
nerden çıktı şimdi akşam akşam değer yargıları paldır küldür
körü körüne susar kitaplar mahkeme raporlu beraat özlemli
kül tablasında bencileyin boğduğun ışıkların özeti
sende buldum evcimen serseriliğimi bağışla gül suretlim
yararlı yararsız yaralarımı kapıyorum dünü unutur görünerek
uzaktasın
uzaklarda bir nokta
bense noktasız bir öyküyüm
ayrılık denen eski bir öykü
ilk akşam serinliğinin serenatında
saçılmıştım acımda
bakımsız bir sokak arasıydı
laf olsun diye umutluydu kış
buzullara batmış yüreğimi
gidişinden kopyalamıştım...
I.
derviş yekinir:
'gözün alabildiği yerde sümüklü çocuklar olmalı
ille yoksullaşmalı diyerek
gün bitimi anı sessizliğini kaçırmadan
söylence koyuluğunda bir şey anlatacağım sana
anlamadığına yorduğumu uyuşuk teninde rüzgarın
sarsılan yollardı yüreğimden geçen
körpe yorgunluklar aştım uğruna...
kent yalnız ikimizin
ağırlaşırken akşamın alacası
mayısta arsız bu serinlik
kısa yolculuğumuzdan
çocukluğumuzun kallavi yağmurlarından kalma
ve zaman tiz sesli içeriğiyle ağlattı şarkımızı
Galiba yol almak zamanı geldi yitikler diyarından
İsmine görülmeyen tutulmayan her köşede rastlayacağım
Tandırda ekmek pişiren eller kadar dudak bükeceğim toz duman
Mırıldanıştı sanki koskoca yeminler söz vermeler
Eninde sonunda yeşil sabun kokulu itiraflara kalacak yüreğimiz
gözüm ısırdı güneşi
sana mı benziyordu aydınlık
yoksa yokuş yukarı yürüdüğüm şu sokak mı
ellerimde yağmur çamur umut filesi
gözüm ısırdı güneşi
gülmek miydi bu
sensiz vatanım gurbet...
akıp giderken böyle şairane
susuzluğumuz
uzun kış geceleri gitmek üzere
hangi göç sürüsü getirir ki sana beni
koynumda ilkyaz yağmurları taşıyorum
kanatlı düşlerimle
sadece sana...
ıslansın istiyorum saçların




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.