Eski Alışkanlık
eski bir alışkanlığımdı
esir düşmek
kirpiklerinin ucunu
öpmek isteyişime
en küçüğü de
büyüğü de kan kırmızı
sensiz gecenin......
sarı bir geceliğe benziyordu toprak
sıcak sımsıcak yemiş gözlü bir yazdı
yanıma yaklaştığını anlamadan
uzaklaştı umutlarının tazelenişi
acılarımdaki hep son defalıktan
toprak ilk defa soyundu ilk gençliğime
ayrılığımızla geldik boynumuz bükük
yağmurdan gayrısı yok derdimize çare
erken uyanır kışların kaşların daima senden önde
imalarınla bana kurduğun dünyayla avunur haylanmazlığım
doğurganlaşsan diyorum eritsek kar boran hüzün kışlarını
dört mevsim olsa yatağımız bu beyazlık sona erse solsa
solsa kuşkularımız bir bir solsa
kırk yılın hatırına ayaktadır ağaçlar gibi
susuşuna anlam veren fikrimin sılası tesellili
sahnede renksiz yabancılı muntazam gösteri
küstahça dudak büküşün geleceğin martılı tedirginliği
sen yürürdün ben korkak
ben hiçbirşeye gücü olmayan soytarı
kapıldım kan köpüklü ırmaklarına
dudaklarıma kirpiklerini uzat
tutunacak dalım
lal boylum
kan endamlım
gece yolculuğu sohbetimsin
sensiz bir vapur eskiziyim
dudağındaki o titrek ürperti
denizimdi kan deryası
tınısında damarlarımda akan ırmağımın
sessiz bir vapur eskiziyim
esrik bir yağmuru paylaştık
sana seslenemedim
bir kolumda yalnızlık
bir kolumda sen/sizlik
kendimi bilmediğim bir yerdeyim
öyle acizim
tekin değilim in cin top oynuyor pusulasızlığımda
fırtınaya yakalanmış basiretsiz yanlarımın şeytansı
itirafçı itaatkar çok meğerli pişmanlığı sen sen sen
han hamam kalmadı gezmedik kervanlı masallarımda
elimde bir temmuzum kaldı yaktım iklimlerimi




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.