Bir sabah uyansam, dünya güllük gülistanlık olsa…
Bir mucize olsa, insanlar mutluluktan uçsa…
Bir sabah uyansam, herkes dünyada aynı dili konuşsa…
Bir mucize olsa, kalpler sonsuza dek aşkla atsa…
Bir sabah uyansam, insanlara kanat takıp uçursam…
Bir yaz yağmuruna yakalanmıştık el ele seninle ansızın…
Sırılsıklam bir şekilde yürüyorduk durmaksızın…
Gökkuşağı altında dilek tutmuştuk ikimiz…
Hiç ayrılmasın diye kenetlenen ellerimiz…
Gözlerimin önünden gitmiyor sana özgü gülüşün!...
Ben çocuk muyum, bir sevindirip bir üzüyorsun,
Ben sucuk muyum, hep kafamın etini yiyorsun.
Sen iyi misin, ağlayacağın yerde gülüyorsun,
Bütün bunları bana inat olsun diye mi yapıyorsun?
Böyle sevgi, aşk olmaz olsun,
Bu gece yine uykusuz kaldım
Seni düşünüp maziye daldım
Bazen güldüm, bazen ağladım
O anları adeta yeniden yaşadım
Ne hayaller kurmuştuk biz gelecekle ilgili…
Öncelikli olanların altı kırmızı kalemle çizgili…
Her şey yarım kaldı ani gidişinle sevgili…
Vade doldu, ömür soldu, bugün ölüm oldu.
Ne çok şey vardı sana anlatmak istediğim…
Bu şiirimi:
Henüz ömrünün baharında aramızdan ayrılan
ve hayatın kısacık yolculuğunda,
dünyada iz bırakan,
özellikle ölümü beni derinden yaralayan
Sensiz doğan güneşin,
Sensiz aldığım nefesin,
Senin olmadığın yerde
Canı cehenneme herkesin!
Hasretin ateş püsküren bir dev,
Özlemin içimde sönmeyen alev.
Sensiz zindan bu şehir, bu ev,
Canım yanıyor, dön yine beni sev.
Sorma bu aralar, hiç iyi değilim,
(Sevgili eşime, kalbimin en derin yerinden…)
Sensiz nefes almak, yaşamak değil…
Resimlerine bakıp avunmak teselli değil…
Gelsin artık canımı almak için Azrail…
(C)iğerim yanıyor, canım acıyor…
(E)n sevdiğim dünyadan göçüyor…
(N)asıl bir yangın bu, yarabbim!
(G)özyaşlarım kurudu; içimdeki ateş sönmüyor…
(İ)syan etmiyorum, ama bu acı gücümü aşıyor…
(Z)amansız bu ölüm, yüreğimi dağlıyor…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!