Vakit, saat tamam olunca
Gül dalda, mevsimsiz solunca
Azrail gelip kapıyı çalınca
Buyur etmemek elde mi?
Bedenin musalla taşına konulunca
Tutamıyorum kendimi, elimde değil.
Sensizliği tarif etmek... ah, kelimeler yetersiz.
Kopamıyorum senden, ne yapsam da olmuyor.
Bu şehirde hüzünle yankılanıyor her sokak,
Sanki Henk’in sesi dolanıyor caddelerde.
Bak, ne bir şarkının nakaratı bu, ne bir şiirin dizesi.
Giderken beni de aldın benden…
Tutamadım seni, ne gelir elden…
Ne yazık ki emir büyük yerden…
Çaresiz, boyun büküp gidişini izliyorum!...
Sen bensiz bir defalığına öldün…
Mızrap tele dargın, sazım yastadır…
Beri gel hele, gönül yorgun, hastadır…
Her söz gelmez dile, sitemim dostadır…
Yüreğim hasret ile yanan bir tandır…
Yokluğun deprem; ben yıkılmış enkazım…
Bir şarkı çınlar kulaklarımda...
Mazide kalmış eski bir şarkı...
Takılmış dilime birkaç kelime;
Mırıldandığım bu şarkı, o şarkı...
Dolanmış dilime üç beş kelime...
Söyle felek; benimle zorun ne?
Bir gün olsun, gülmedin şu yüzüme.
Düşünmekten, uyku girmez gözüme.
Düşmanlarımı güldürür, beni ağlatırsın.
Kahpe felek, benimle derdin ne?
Dün gece sokağından geçtim…
Evinin ışıkları yanıyordu…
Sensiz, çaresiz yine içtim…
Kabuk bağlayan yaram kanıyordu…
Gökyüzünde milyonlarca yıldız;
Bana “Ayrılmalıyız” derken telefonda—
Beynimden vurulmuşa döndüm o anda...
Seninle konuştuğumuz zaman zarfında
Öldüm, öldüm dirildim be Funda.
Buğulandı gözlerim, ağlayamadım—
Bugün ölsem, gam yemem.
Çile derdim var demem.
Dolu dolu yaşadım hayatı,
Bunu asla inkâr edemem.
Şu anda aşk bitse,
İndir elindeki o mavzeri…
Ben zaten hançer gözlerine vurulmuşum.
Var mı dünyada gözlerinin benzeri?
Ben beni ararken sende kaybolmuşum.
Her bakışın yüreğimi yaran bir neşter,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!