Saçlarını okşamayı nasıl da özledi ellerim,
Nasıl da özledi gözlerim yüzünü,
O utangaç gülüşlerini,
Konuşurken şaşırıp şaşırıp kekeleyişlerini,
O hangi sabahtık ki; sana kavuşturacak
Beni?
Saçlarını okşamayı nasıl da özledi ellerim,
Nasıl da özledi gözlerim yüzünü,
O utangaç gülüşlerini,
Konuşurken şaşırıp şaşırıp kekeleyişlerini,
O hangi sabahtık ki; sana kavuşturacak
Beni?
Karlar yağdı umutlarımın simsiyah saçlarına,
Alnına kırışıklıklar düştü, yanaklarına çizgiler,
Gölgelendi pırıl pırıl parlayan gözleri,
Elleri titremeye başladı, ayakları yoruldu,
Yaşlandı güzelim umutlarım bir umutsuz karasevdada,
Sen olanca güzelliğinle
Seni unutmama olanak mı var
Bu şarkılar yağmur altında seni söylerken,
Bu trenler böyle giderken,
Ötüp duruken bu kuşlar bu sonbahar dallarında,
Bu direkleri sayarken bu telgraf telleri?
Seni unutmama olanak mı var?
Yüreğimde gamsın, gözlerimde yaş,
Damla yanağıma, düş yavaş yavaş,
Meğer seni sevmek ne tatlı uğraş;
Bir ömür sevdim de usanamadım.
Rüzgarda sen varsın, yağmurlarda sen,
Muştulu bir sesini bekliyorum kapılardan
Veya bir-iki incecik parmağın tıkırtısını,
Odamda yankılanacak birkaç adımın sesini,
Yamaçlarıma değe-dokuna yükselen bir güneşi,
Birazcık yosun kokusunu; mavi sularda ıslanmış,
Birazcık martı beyazlığını
Tren sesi işliyor bağrıma hançer gibi,
Her tren düdüğünde eriyor, eriyorum.
Vagonlar yüreğimin üstünden geçer gibi,
Seni her anışımda sanki can veriyorum.
İşte sanki ordasın, orada, pencerede,
Her nefes alıp verişimde,
Kirpiklerimin her kırpılışında,
Nabzımın her atışında,
Yüreğimin her çarpışında
Türk Ordusu ‘nu görürüm yanıbaşımda,
Her oturup kalkışımda
Yanık bir türkü gibisin dudaklarımda,
Yüreğimden kopan acı bir çığlıksın,
İnildimsin; eloğullarından, elkızlarından sakladığım,
En kutsal acımsın;
Seve seve
Kucakladığım.
Erenler, sırlara imreniyorsan;
Bir yırtık gömleğe gir de sonra gel.
Çöllerde ayağa güveniyorsan;
Çarığı ellere ver de sonra gel.
Sırrın kervanında sultan kul gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!