Ardarda konuşma, ara vermeden;
Ellere akıldan noksan olursun.
Dersen çok kısa de, çok uzatmadan,
İnsanın gözünde insan olursun.
Kusuru yüze de, arkada deme,
Bu sabah rüzgarı sana hiçbir şey söylemiyor mu
Benden yana,
Bu ikindi yağmurları hiçbir şey söylemiyor mu,
Doğan ay, batan güneş,
her biri sana bir ayrı benzeyen bu bulutlar,
Çalakanat benden sana doğru uçan kuşlar,
Gülüm yaprağını bu gece açtı,
Dikilmiş başına gözetliyorum.
Katmer katmer olup kokular saçtı,
Bir ömür boyudur hep bekliyorum.
Kelebeğe değmiş yaldızlanarak,
Eli-yüzü düzgün bir kaf edeyim,
Kitap ortasından laf değil mi bu?
Biraz edeplice caf caf edeyim,
Kitap ortasından laf değil mi bu?
Pire bulunurmuş ancak itlerde,
Neden çöker bu sensizlik gülle gibi, yüreğime?
İndimde neden iğneli fıçılara döner bu geceler?
Neden sabrım erir tükenir mumlar misali karanlıklarda?
İki ayağım neden girer gider bir pabuca?
Neden dünyanın ıssı-bucağında seni arar dururum
Kayboldukça?
Körpecik aşkımız sanki bir çocuk,
Dudakları sanki dudağımızdan.
Eli ellerimiz, gönlü gönlümüz,
Toprağı alınmış toprağımızdan.
Konuşur, oynaşır ellerimizde,
Silindi akşamlarımın açıkmavisi,
Kara morluklar içinde eridi uzak dağlarım,
Çalındı güneşimin ışığı, ayımın parıltısı,
Dağıldı yıldızlarım boşlukta inci taneleri gibi,
Yalamaz oldu denizimi özenle rüzgarlarım,
Sarıçamlarım sırt döndüler reçine kokusuna,
Gündüzleri az da olsa dayanabiliyorum ayrılığına,
Geceleri, sorma; kanlar kusuyorum,
İçimde rüzgarlaşmış bir hız sana gelmek için,
Ağlamak için yağmur gibi bir hazırlanış,
Yüreğimde engellere doğru
Bir tırmanış,
Başkasının fikrine
Kurban ettim aşkımı.
Elalemin keyfine
Kurban ettim aşkımı.
Yük olmuştu gözyaşım,
Hoş geldin karasevdam,
Kapım, pencerelerim sana açık ta ardına kadar,
Yıllarca nasıl buyurdunsa öyle buyur,
Öyle bak rahatına,
Öyle eğlen, öyle emret kuluna,
Nasıl olsa, kurban etmişim bir kere ömrümü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!