Gün geldi aşık oldum,
Dert doldum, çile doldum,
Hep kahroldum, mahvoldum,
Acıyanım çıkmadı.
İmdat dedim vurdular,
Doğdu ki baba zengin, ana servet içinde,
Başına altın yağdı dünyaya geldiğinde,
Tek bir noksanı yoktu, her şey yerli yerinde,
Odlumu tan olmalı bu dünyaya ilk geliş,
Elemtere süper fiş, kem gözlere süper şiş.
Yine akşamlarla düştün aklıma,
Özledim bir yudum su gibi seni.
Yine hasret kaldım tatlı uykuma,
Özledim bir yudum su gibi seni.
Yine yaprağımda, dallarımdasın,
Hakkım olmayanı ikram eyleme;
Alamam erenler, ruhum incinir.
Benim olmayanı meram eyleme;
Veremem erenler, ruhum incinir.
Ne hakkım var benim yetim hakkında?
Karabulutlarla kuşatılmış gökyüzü gibiyim,
Zorlu şimşeklerle yırtılıyor bağrım,
Yaralar alıyor yüreğim bir baştan bir başa,
Yıldırımlar canıma canıma işliyor,
Ruhum düşmüş eline bir karasevdanın
İnliyor.
Duvarlarım büyüklüğünde pencereler açtım mekana,
Tavanım büyüklüğünde, döşemem büyüklüğünde,
Kapım-bacam büyüklüğünde,
Camsız-çerçevesiz, iri iri pencereler
Zaman seni benden esirgemesin diye,
Zira; ömrümden pek fazla bir şeyler kalmadı
Bugün bir piyango bileti aldım,
Çıkarsa nağralar atayım da gör.
Hayal denizine kulaçla daldım,
Çıkmazsa geberip biteyim de gör.
Çıkacaksa çıksın yüz milyar bana,
Kadehim boşaldı, ağam,
Dolduruver şunu cümle sşıklar aşkına…
Elkızının hayali yine dikildi gözlerimin önüne,
Ben bu hayalin ardından
Gelebildim
Bugüne.
Yolda tanımadan geçip gidince
O an bakışların ele benziyor.
Öfken nehir gibi kayalıklarda,
Gülmen köprü yıkan sele benziyor.
Saçların pırıltı almış denizden,
Bir tükenmiş kervanın
Yorgunluğu üstümde.
Bir son bulmuş sevdanın
Burukluğu dilimde.
Yandım, yandım, kavruldum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!