Uçsuz-bucaksız bir çöl gibi sensizlik,
Ne içimi sevinçle dolduracak bir gölge parçası,
Ne umutlarımı yeşertecek bir yapraklı dal,
Ne bir kurtuluş kapısı; uzaklarda beliren,
Ne bir yağmur damlası; çöle inen.
Bir ben, bir çöl, b,r kumlar…
Sensizlik ne zor şey, biliyor musun?
Aydınlık kalmıyor koca göklerde.
İstersen zenginden daha zengin ol
Bir sen kalıyorsun kendi elinde.
Bakarsın odalar, avlular bomboş,
Güya Paris ‘teyim, Sen Nehri kıyılarında,
Güya insan dolu motörler geçip gidiyor yanımdan,
Güya balık tutuyor mutlu mutlu insanlar,
Tablolarını satmaya çalışan ressamlar,
Kitap satanlar,
Öte-beri alanlar,
Sensiz şarkılar ne kadar anlamsız,
Ne yüreğimde en küçük bir kıpırtı,
Ne başımda beni benden alıp giden rüzgarlar,
Ne ruhumda bir büyüleniş,
Ne içimde heyecan.
Sensiz şarkılar ne kadar anlamsız,
Her çiçekte sen varsın,
Her böcekte,
Her kelebekte,
Her kuşta sen varsın,
Her renk,
Zarafet zarafet,
Sevdadan söz etme; ezberlemişim,
Mutluluk her neyse bilememişim,
Ne dertlere düşmüş, görememişim,
Bir ömrü harcayıp tüketerek ben.
Ben sevdim, sen ise ihanet ettin,
Sonunda karasevdan işledi kemiklerime,
Özlemlerim yüreğime hançer hançer saplandı,
Acılarım hıçkırık hıçkırık hançeremde,
Azapların bedenime dikenli teller gibi sarılmış,
Beni selamete çıkaracak ne bir kapım,
Ne de bir pencerem
Ne hoş sana kavuşmak,
Tam yanına ulaşmak,
Zamanları durdurmak
En mutlu anımızda.
Sevda bir uğraş gibi,
İnkar mı edeceksin mazimizi tümüyle?
Bize yetecek kadar kahkaha atmadık mı?
Yoksa yaşamadık mı hayatı her yönüyle?
Sevdaya kendimizden hiçbir şey katmadık mı?
Balıklardan, pullardan, dalgalardan, kumlardan,
Yüreğimi yakan bu ateşleri
Sevdadan uzakta duran ne bilir?
Tenimde beliren ürperişleri
Sevdayı ellerden soran ne bilir.
Eller ne anlar ki bağrı yanandan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!