Dün gece rüyamda nasıl mutluydum,
Ne çorbalar gördüm, eyleşti gitti.
Mercimek, tarhana, şehriye, ezo
Kaseler içinde söyleşti gitti.
Çoban salatalar cacık yanında,
Denizde yelken açmış gibiyim ufuklara,
rüzgarlara kapılmış gidiyorum pupa yelken,
vakit geç olmuş veya erken
umurumda bile değil son günlerimde,
bir büyük karasevdanın ateşidir yanar durur yüreğimde.
Ne yana gidersem gideyim, önemi yok;
Dervişliği bilene
Yüreğim feda olsun.
Derviş gibi sevene
Yüreğim feda olsun.
Dil çok kolay döndümü,
Piyangodan bilet aldım, Ulan Memmed yumulsana,
Rengarenk bir düşe daldım, Ulan Memmed yumulsana,
Milyon çıksa en azından; Piliç vururum gözünden,
Mayıştım daha sözünden, Ulan Memmed yumulsana,
Garibim… Yunus Emre ‘m…
Ilık bir seher yeli gibi bu dünyadan vurup geçenim,
Ardında sönmez alevler bırakanım,
Gönülleri yakanım,
Gözleri ağlatanım…
Neden bu sular senin gözyaşların gibi geliyor bana?
Allah ‘ım bir aş ver bana
Bittiğini görmeyeyim.
Mutlu kılayım ben beni,
İsteyüben bulmayayım.
Bol gelirli eyle beni,
Ne erkek yürekmiş benim bu yüreğim,
Ne mert yürekmiş,
Ne sabırlı yürekmiş,
Bunca yıldır of bile demeden direnmiş acılara.
Görmüş; gördüğünden,
Sevmiş; sevdiğinden,
Meğer mangal gibi bir yürek varmış bende;
Of bile demedi başıma yağan çileler yağmuruna,
Kemiklerime işleyen sızılara,
Bitip tükenmek bilmeyen gözyaşlarına,
Eni-boyu belli bile olmayan azaplara,
İki yakası bir araya gelmeyen ayrılıklara,
Ağaran saçımın aklarındasın,
Gümüşe dönmüşsün şakaklarımda.
Ben inkar etsem de sen farkındasın;
Adın feryat olmuş dudaklarımda.
Dudaklarım yanık, yüreğim yanık,
Gözlerinin parıltısını arıyorum yıldızlarda,
Denizlerde ıslak saçlarının kokusunu,
Yapraklar altında yüzünün gölgelenmesini,
Körpe ayaklarının izlerini kumsalda,
Gülleri kıskandıran kokunu
Rüzgarda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!