Seni kokluyorum akşam rüzgarlarında,
Kumsal sen sen kokuyor,
Sen sen kokuyor yosunlu, ıslak kayalar,
Yağmurlar altında toprak,
Her bir kıpırdanışında yaprak,
Rüzgarla sarmaş-dolaş olunca orman,
Seni Kaf Dağı ‘nın arkasında arıyorum perilerle,
Saba Melikesi Belkis ‘le arıyorum
Babil ‘in Asma Bahçeleri ‘nde,
Eti, Kalde, Asur, Sümer, Akat topraklarında,
Tendürek, Nemrud, Süphan Dağları ‘nda,
Fırat ‘ın, Dicle ‘nin sularında arıyorum,
Her an, her saniye yakınındayım,
Zaten istesem de uzak olamam.
Bırak da hep böyle yakın olayım,
Sevdimmi severim, oyalanamam.
İster gece olsun, yol ise uzun,
Rüzgar esse ürperirsin, solarsın,
Şimşek çaksa çekinirsin, korkarsın,
Akşam olsa için için ağlarsın,
Seni nasıl bırakıp da gideyim?
Sen bir gülsün, özen bekler fidanın,
Seni nasıl özledim beklenen yolcu gibi,
Sanki bir kere görsem dünya benim olacak.
Aşkın ta yüreğimde amansız sancı gibi,
İçerim alevlenip tutuşarak yanacak.
Çıkar mıyım sabaha bu yangın gecesinden,
Yine kar kapattı yüce dağları,
Yine ateşlerde, yine kordayım,
Beyaz tüller örttü yeşil bağları,
Ben yine yanında, yine ordayım.
Döndü rüyalarım yine kabusa,
Yanaş körpe kuzum, yavru ceylanım,
Açık kollarıma, ellerime gel.
Kupkuru çöllere vahalar yaptım,
Yeşil yaprağıma, güllerime gel.
Hasretin böyle mi ayrı kor beni?
Yıkasa yağmurlar günahlarımı;
Belki bağışlarsın sellere karşı.
Duysan gönlümdeki eyvahlarımı;
Belki hoşgörürdün ellere karşı.
Çıplak ayakların kumlar içinde,
Zamanın bir dar vaktindeyim,
Saatler yerlerin mühürlendiği saatler,
Denizde ne bir ses, ne bir nefes, ne hareketi
Sereserpe uzanmış bir kıyıdan bir kıyıya
Hanım Sultan ‘lıktan odalıklığa düşen gözde misali,
Ne başına tülbent almış, ne üstüne tülden gecelik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!