Denimiz yok, unumuz yok, Ana beni eversene.
Köyümüz var, yolumuz yok, Ana beni eversene.
Eller gitti gökte aya, Bizler kaldık yine yaya,
Tam giderken Almanya ‘ya, Ana beni eversene.
Erzurum ‘lu der ki; ‘Pıhart, çıhıram…
Dar dünyada ben evsiz mi galiram? ..
Toto vurdi, ben de bir ev aliram,
Başan parçalansın evin itoğlit…’
Trabzon ‘lu der ki; ‘Öıkayrum itmaaa…
Saba makamından okunan ezan
Yayıldı uyuyan aziz toprağa.
Bir Davudi ses ki; nasıl muazzam,
İşledi renk gibi dala, yaprağa.
Sandım okşanıyor ruhum, bedenim,
Yüreğimde çöreklenmişsin anam-babam
Ağusunu kanıma karıştıran bir mercanyılanı gibi,
Bu denize bu yağmurlar böyle yağdıkça,
Bakışlarımı böyle çevirip geçmişe baktıkça.
Senin saçlarını bu ay, o eski ay mıdır,
Bilemiyorum.
Fazla zalim olma; günahtır bana,
Ruhumdan, kalbimden, gözümden oldum.
Bir sözüm kalmıştı, verdim de sana
En kutsal saydığım sözümden oldum.
Hep kırdın, incittin, hergün inlettin,
Hele mene bah, mene,
Neçe güne galmışam.
Bahalığın derdinden
Fener kimi yanmışam.
Ete bahsam; et zalım,
Tanrı ‘m, bu kadar mı zor beni mutlu kılman?
Kurtarman çilelerden, azaplardan?
Gözyaşlarımı kurutman bu kadar mı zor?
Görüyorsun; iki elim kanda,
iki ayağım bir pabuçta,
kaldır bu engelleri aradan artık,
Kapımı açık tutuyorum hayallerine,
Geceler boyu,
Sabahlara kadar.
Biliyorum ki; hayallerin eşiklerde, kapılardalar,
‘Ha’ Desen; haylayıp girecekler yoksulhaneme,
Girip oturacaklar karşıma gülerek
Yağmasın bu yağmurlar, benzemesin gözyaşlarıma,
Kuşatmasın bu geceler beni karabasanlar misali,
Kayıp gitmesin umutlarımı bağladığım bu yıldızlar,
Esmesin bu eliboş rüzgarlar yılışık yılışık.
Yitirdim yollarımı bir büyük karasevda içinde,
Tanrı ‘m,
Neyi özledim biliyor musun?
Rıhtımda balık tutanları izlemeyi seninle,
Yalınayak yürümeği kumsalda,
Gemilere, sandallara, motörlere bakmayı
Ve anlamsız olduğunu bile bile
Fal tutmayı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!