Çiçeğe, çimene andiçmiştik,
Rüzgara, bulutlara,
Testekerlek gümüş rengi bir ay altında
Denize yağan yağmurlara.
Ne andını tuttun,
Ne sözünü.
Kızgın bir çöldeki yorgun kervana
Abıhayat olur, bal bal olur, su.
Verimsiz toprakta kuru fidana
Yaprak yaprak olur, dal dal olur, su.
Su sel olsa; herşey boğulur selde,
Bir avuç su aldım bir pınarın çam oluğundan,
İçinde sen vardın Züleyha ‘yı andıran yüzünle,
Anında akıp gittin avuçlarımın arasından
Yıldızlar arasından kayan yıldız misali,
Tıpkı ellerimle tutamadığım rüzgarlar gibi.
Ne ben pınardan ayrılabildim, ne sen göründün,
Bastığın yerlere kurban olayım,
O güzel yüzünü görsem suç mudur?
Bırak dertlerine derman olayım,
Yüzümü yüzüne sürsem suç mudur?
Sen güldüğün zaman güler çiçekler,
Adı ‘Öğretmen’ dir, belli,
Şeytan bunun neresinde?
Aylığı tam üçyüzelli,
Şeytan bunun neresinde?
Deve yesen; ‘Yedin’ Demez,
Geceler çok uzun, sabah çok uzak,
Uyuma erenler, sırdan konuşak.
Göz gözü görmeyen bir karanlıkta
Göğü kamaştıran nurdan konuşak.
Yaratan yaratmış sağlam yapıyı,
Ben yoksulum, öksüzüm,
Bir güneşsiz gündüdüm,
Cetvellerden dümdüzüm,
Bir sırlar meydanında.
Bedenler var, sanlar yok,
Yüzün aynadan parlak,
Şıngır mıngır şıngırdak,
Omuzların yuvarlak,
Şıngır mıngır şıngırdak,
Eğil durgun göle bak,
Kim arar, kim sorar benim gibi garibi?
Kim bekler akşam karanlıklarında yollarını,
Kim bir yudum sevgi besler,
Kim merak eder çektiği çileleri,
Sen bile arayıp sormadıktan sonra
Bildim bileli.
Çile çektim dünyada,
Tüm elemler sırada,
Aşkla başım belada
Şikayetim kalbimden.
Yaş doldu gözlerime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!