Sensiz sahillerde güneş batıyor,
Sensizlik canıma yetti, yetiyor,
Gecikme, gel artık; ömür bitiyor,
Sanmam geldiğinde bulacağını.
Ne kumun tadı var, ne sahillerin,
Bu zeytinlikler böyle sensiz mi kalacak
Yamaçlar boyu denizlere uzanan?
Sensiz mi kalacak bu bağlar, bu bahçeler?
Sensiz mi kızaracak narlar,
Ayvalar sensiz mi sararacak?
Bu sonbahar rüzgarları ağaran saçlarımı
Ne aya sensiz bakabiliyorum, ne denize;
Soracakmış gibiler neden sensiz olduğumu,
Neden bakınıp durduğumu
Meyve yüklü dallar arasından bir başıma,
Nasıl olup da sağ çıkabildiğimi
Sabahlardan akşamlara,
Yine bahar geldi ve sen yine yoksun,
Ak köpüklü sular sensiz atlayıp duruyor taştan taşa,
Çimenler sensiz yeşeriyor,
Çiçekler sensiz açıyor,
Dallar sensiz giyiniyor bayramlıklarını,
Ağaçlar sensiz eğiliyor durgun sulara,
Sensiz bir bayram daha geçirdim güya,
Nasıl geçirdiğimi sen gel de bana sor,
Kimlerdi bilmiyorum,
Bilmek de istemiyorum,
Elbirliği ettiler ölümüne
Davul-zurna sesleri arasında,
Bir yoksul satıcı olmuşum ele-güne karşı,
Huzurumu satıyorum sokak aralarında,
Mutluluğumu satıyorum,
Bedenimi, canımı, ruhumu satıyorum,
Karşılığında bir seni arıyorum,
Terazimin bir kefesi böylesine dopdolu,
Dün gece sensizlikle boğuştum yine
Sabahlara kadar,
Bir devle bir cücenin boğuşması gibiydi,
Gözlerim yaş içinde kaldı, yüreğim kan,
Feryatlarım vurup vurup yankılandı
Duvarlardan.
İçimde ılgıt ılgıt kanayan bir yürek,
Kemiklerimde bir dermansız sızı,
Ciğerlerimde bir söndürülemeyen yangın,
Başımda ömrümü ufalayan değirmentaşları,
Gözlerimde körpe bir ilkbahar seli
Ve havada keskin bir hasret kokusu,
Ali beş yaşındaydı ana ezildiğinde,
Bir kamyon karşısında kaldı eli böğründe.
Kirli, yağlı saçları terlerin içindeydi,
Körpe düşünceleri engin derinlerdeydi.
Kapkara gözlerinde gözyaşları donmuştu,
Anası ezilince nutku da tutulmuştu.
Çok ham idim, yetiştim,
Garip hallere düştüm,
Bir zerreyle güreştim
Dev gibi geldi bana.
Bir zamanlar ufaktım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!