Hakkını helal et; ben gidiyorum,
Artık istesen de kalmam imkansız.
Beni yasa boğdun bayram içinde,
Seninle beraber olmam imkansız.
Kırıldı kanadım dallar üstünde,
Rüzgar esse ürperirsin, solarsın,
Şimşek çaksa çekinirsin, korkarsın,
Akşam olsa için için ağlarsın,
Seni nasıl bırakıp da gideyim?
Sen bir gülsün, özen bekler fidanın,
Seni nasıl özledim beklenen yolcu gibi,
Sanki bir kere görsem dünya benim olacak.
Aşkın ta yüreğimde amansız sancı gibi,
İçerim alevlenip tutuşarak yanacak.
Çıkar mıyım sabaha bu yangın gecesinden,
Aradığın nedir ki? Bir türlü bilmiyorum,
Sen cefalar ettikçe ben seni özlüyorum.
Mermerler bile güldü, sen bir kerre gülmedin,
Heykeller gibi kaldın, santim ilerlemedin.
Geçip gitti ömrüm, saçım ağardı,
Seni ki tek bir an unutamadım.
Saçların sonbahar, yüzün bahardı,
Kaldırıp bir yana fırlatamadım.
Her soluk alışta zikrettim seni,
Seni kokluyorum akşam rüzgarlarında,
Kumsal sen sen kokuyor,
Sen sen kokuyor yosunlu, ıslak kayalar,
Yağmurlar altında toprak,
Her bir kıpırdanışında yaprak,
Rüzgarla sarmaş-dolaş olunca orman,
Sen bebeksin, sedef gibi yüzün var,
Tatlı fakat noksan noksan sözün var,
Seni sevdim, yüreğimde hüzün var,
Ömür boyu sevsem seni az gelir.
Giydiklerin ipek değil, çul olsa;
Ağzım, dilim nasıl bendense;
Gözlerim, dudaklarım;
Ellerim, ayaklarım;
Gönlüm, ruhum nasıl bendense;
Sen işte öyle bendensin.
Atsam atamam,
Boşadır bu köşkler, kervansaraylar,
Kurduğun düzeni saltanat sayma.
Ömrü tüketiyor bu geçen aylar,
Koyduğun noktayı kainat sayma.
Sana denildi ki; bin kere şükret,
Ben şehidim.
Gömülmüşüm bu kutsal topraklar için
Karatoprağa,
Anlatılması olanaksız özlemler içindeyim
Güneşe, yağmura, dala, yaprağa
Ve henüz körpe baharlar içindeki gençliğime.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!