Dokun parmaklarınla usta bir ozan gibi
Yanan gönlümün tellerine,
Vur vurabildiğince, acıma ellerine,
Oradadır senin aradığın o yanık türkü,
Sen çalmana bak, yüreğim söylesin,
Çevresini bir karabulut gibi
Sonbaharı çok severdin,
Sana kendi sonbaharımı sunuyorum kendi ellerimle,
Birkaç güne bile tahammülü kalmayan sonbaharımı;
Bilcümle yapraklarımı döktüm artık dallarımdan
Dallarımı varsın kırsın diye rüzgarlar,
Sonuncu sonbaharın yağmurlarına bıraktım
Balı arıya sorsunlar, acıları bana,
Saraylardan haberim yok, zindanları sorsunlar,
Yolu, yorgunluğu sorsunlar,
Ayrılığı, özlemi, çileleri ve garipliği sorsunlar,
Ben senin uğrunda düşmüşüm çıkmaz yollara,
Döner dururum bulunduğum yerde,
Ne yalvarmaya kalk, ne dualara açıl, ellerim…
Akan suyu ne kadar tutabilirsin avuçlarında?
Nasıl avuçlayabilirsin esip geçen rüzgar?
O bir rüzgardı, belli bile değildi nerelerde estiği,
Bir şimşekti, çakıp görünürdü olanca haşmetiyle.
Yerinde bir tozlu-tozaklı iz bile kalmadı,
Ne ağır sorumluluk
Şu dişi köpeğin sorumluluğu…
Tamı tamına tam beş morarmış meme, karnının altında,
Kendisi bir deri, bir kemik,
Bir köpeği bile düşünmekten nasibi olmayanlar
Kapalı çöp kutularıyla
Bu gece seni dinledim sabahlara kadar
Bir yaşlı havuzun mermer fıskiyesinde,
Testekerlek bir ay altında.
Sular seni anlattı durdu,
Duru sular, körpe sular, kibar sular.
Yormadan, üzmeden anlatan
Ahmet İsmailoğlu çok ünlü bir tacirdi,
Bu ülkeye yerleşmiş eski bir muhacirdi.
Kopmuşlardı Balkan ‘ın deresinden, düzünden,
Bir tek kurşun atmadan, salt bir domuz yüzünden.
Domuzlar müslümana hem murdardır, hem haram,
Kafir ise gösterir domuza bin ihtiram.
Çiçeğe, çimene andiçmiştik,
Rüzgara, bulutlara,
Testekerlek gümüş rengi bir ay altında
Denize yağan yağmurlara.
Ne andını tuttun,
Ne sözünü.
Kızgın bir çöldeki yorgun kervana
Abıhayat olur, bal bal olur, su.
Verimsiz toprakta kuru fidana
Yaprak yaprak olur, dal dal olur, su.
Su sel olsa; herşey boğulur selde,
Bir avuç su aldım bir pınarın çam oluğundan,
İçinde sen vardın Züleyha ‘yı andıran yüzünle,
Anında akıp gittin avuçlarımın arasından
Yıldızlar arasından kayan yıldız misali,
Tıpkı ellerimle tutamadığım rüzgarlar gibi.
Ne ben pınardan ayrılabildim, ne sen göründün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!