-1-
Bakırcı Esad Ağa açtı kepenklerini,
Göğe doğru uzattı kemikli ellerini.
Helal bir kazanç için dua etti rabbine,
Sonra anahtar soktu kapının kilidine
Dükkanından içeri bismillahlarla girdi,
O kirli yüzüne kurban olayım,
Bu yorgun kalbimle güreşme çocuk.
Her ne derdin varsa derman olayım,
Yaralı gönlümde depreşme çocuk.
Çamurdan saray yap körpe elinle,
Çamurlar içinde oynayan çocuk…
Kal böyle çocukluğunda, sakın büyüme,
Sakın izin verme dünyana dokunmalarına,
Seni değiştirmelerine,
Sana ıvır-zıvır öğretmelerine.
Tüm güzellikleriyle tahsis et
Karlar içinde başım, alevler içinde gönlüm,
Gözlerim özlemlerle dolu yaş yerine,
Ayaklarımda demirden çarıklar,
Elimde bir demir değenek,
Çocukluğumu arıyorum sürünerek.
Uçurumlardan düşüp düşüp de ölmediğim,
Prmaklarımla aylara, yıldızlara dokunduğum,
Körpecik kuşlar gibi çalakanat uçtuğum,
Irmak olup aktığım,
Cinlerle, perilerle oturup kalktığım
Çocukluk düşlerim…
Doğan günü sevdiğim için seni sevmişim,
Sabahın serinliğini sevdiğim için,
Meyve yüklü dalların akarsulara eğilişini,
Ak köpüklü suların köprüler altından geçişini,
Balıkların bir görünüp bir kayboluşunu,
Göğün derinden derine mavileşmesini,
Nasıl direnirse rüzgara yaprak
Hasrete ben öyle direniyorum.
Hayaller içinde kıpırdanarak
Aklına gelmeyi çok istiyorum.
Yaralı kalbimi tutup sürütüp,
Yine kelebekleştin gözümde,
senleşmiş çiçeklere konarak,
sen sen yanıp söndü yaldızların körpe kanatlarında,
kanatların ipekleri andırdı, ipekler seni,
çiçekten çiçeğe uçuşunu izlerken görmeni isterdim
beni.
Hiç gözün seğirmiyor mu?
Kulakların hiç çınlamıyor mu?
Gözlerin dalıp dalıp gitmiyor mu hiç yollara
Ben seni düşündükçe, seni andıkça?
Bana sorarsan; gözlerin dalacak
Ve kulakların çınlayacak
İli Erzurum,
Adresi; Cennet Çeşmesi.
Kesme bir taşoluktan
Mermer yalağa akan suyun sesi
Bir kutsal türkü olur gönüllerde
Hafız Davud Saba makamından sabah ezanı okurken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!