Çiçektir ki serptim yine yollara,
Yağmura dur dedim, yele dur dedim,
Renkli mumlar diktim tüm şamdanlara,
Sabahlara kadar seni bekledim.
Ne yağmurlar yağdı, ne rüzgar esti,
Bomboş umutlara bağladın beni,
Saraydır ki kurdum çöller üstüne.
Hayal alemine yolladın beni,
Köprüler uzattım yeller üstüne.
Gönlümün tahtında yer verdim sana,
Gel seninle gençliğimize geri dönelim,
Başımızda kavakyellerinin estiği günlerimize,
O ilk göz ağrımızla yine durup bakışalım,
Sen yine ellerinle düzelt saçlarını,
Ben yine bilemeyeyim ne yaptığımı, neye uğradığımı,
Yine ürkek ürkek bakın kaçamak gözlerle çevrene,
Yalan her şeyin yerli yerinde durduğu,
Yine gölgeler içindeki çardak altında oturduğum,
Yine seninle birlikte düşler kurduğum,
Yepyeni bir gün getirdiği her doğan güneşin,
Ayın gölgeli yamaçları süslediği,
Denizin rüzgarsız
Mor dağlara saray kurdum hayalden,
Geleceksen gel ki bu son geliştir.
Kubbe çektim yıldızlardan, hilalden,
Çiçekleri gel sen dağıt, serpiştir.
Havuz yaptım mermerleri sevgiden,
Nasıl koyu bir yalnızlık içindeyim
Bilemezsin,
Saksıları, vazoları doldurup
Balkonlardan taşan,
O güzelim kokuları ruhuma kadar ulaşan
Benekli çiçekler içinde yapayalnızım,
Zalim Seni Çok Sevdim,
Seni kendime övdüm,
Derdi dahi beğendim
Yalnız senin sayende.
Zehir ettin aşımı,
Dışım elleri yakıyor, içim beni,
Çünkü içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Kan kussam;
Kızılcık şerbeti içtim diyorum,
Dıştan gülüyor, içten inliyorum,
Eller sanır ki; beklediğim çıkagelmiş,
Cümle işi tamam ettik,
Yan bakana yan takarız.
Her köşeyi duman ettik,
Yan bakana yan takarız.
Don-mon yıkattık kediye,
Bir tutam toz boya gibi aldım saçlarından sarıyı,
Baş döndüren derin mavi gözlerinden,
Kattım dudaklarının kırmızısına, yüzünün pembesine,
Tırnaklarının sedefine,
Serptim denizlerin enginlerine
Denizin en bir durgun vaktinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!