Bir değerbilmeze gönül verdinmi
Bil ki benim gibi beter olursun.
Kalbini elinle kurban ettinmi
Karşında buzdan bir heykel bulursun
Yüreğin kan ağlar inildedikçe,
Islak ıslak yapışmıştı sarı saçların yüzüne,
Damlalar parlıyordu yüzünde, dudaklarında,
Omuzlarında körpe sonbahar yağmurları,
Gözlerinde kamaştıran bir yaz güneşi,
Ellerinde yıldız çiçekleri,
Sanki cümle gökkuşaklarını kuşanmıştın,
Nerdedir acaba o eski günler?
Çağın sıtmasından korkan kalmamış.
Ayaklar altında kalmış yetimler;
Ahın tutmasından korkan kalmamış.
Oğul babasından geç gelir eve,
Kanayan bir yer var bu yüreğimde,
Halim harap oldu gözler önünde,
Belki bana doğru günün birinde
Gelirsen teselli bulur muyun ne.
Yüzüm hiç gülmedi, boşa uğraştım,
Düşüncelerim yine yollara düştü,
Yine ayaklarında demir çarık düşüncelerimin,
Yine ellerine demir değenek,
Acılarım yine arkalarında,
Yine gönülden yaralayanımı arıyorlar
Kışımda,
Nar nar oldu yüreğim,
Bölük bölük parça parça,
Yıllar gibi kanlar gibi kanlar içinde,
Çilelerle, hüzünlerle yoğruldu durdu,
Onu bir körpe bahar çiçeği gibi sana saklıyordum,
Dolu vurdu.
Kanama yüreğim, kanama,
sen onun umurunda bile değilsin,
o bir zulüm prensesi,
köşkü ateşlerden, sarayı hışımlardan yapılmış,
gaddarlıklar nöbet tutar kapılarında pürsilah,
çilelerimiz nimet niyetine sofrasında,
Yine yaralandı yorgun yüreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Devrildi sandalım, koptu küreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Hayalin yükünü gözler çekiyor,
Vay canına yandığımın karasevdası,
Bula bula bir beni mi buldun bu koskoca dünyada?
Ben seni bir eski çağın bir eski masalı sanırdım,
Kendimi Kerem ‘in yerine koyar koyar
Utanırdım.
Güler geçerdim o abartılmış pençelerine,
Yine uykusuz çıktım sabahlara,
Sabahlarım ayni sabahlar, acılarım ayni acılar,
Ne bir eksik, ne bir fazla,
Yarama yine tuzlar basmış bir ayni zalim hasret,
Uyanıp seni yine bulamamak ne tarifisiz bir acı,
Ayrılığına katlanmak ne acı, batmayan güneşler altında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!