Yapraklı Göl ‘e taş attım senin için,
Sular halka halka açıldı, yüreğim kadar,
Halkaları çerçeve ettim hayaline
Ve hayalini pırıltı edip işledim
Gönlüme.
Seni niye yumak gibi almışım ellerime?
Niye çözüp durmaya çalışıyorum tel tel?
Niye böyle başım kurtulamıyor çilelerden?
Kederden, hüzünden, acıdan,
İnsan kalkıp yol mu esirger, anam-babam
Yolcudan?
Dışım elleri yakıyor, içim beni,
Çünkü içime akıtıyorum gözyaşlarımı.
Kan kussam;
Kızılcık şerbeti içtim diyorum,
Dıştan gülüyor, içten inliyorum,
Eller sanır ki; beklediğim çıkagelmiş,
Benim kadar yanmadın,
Yine de bırakmadın,
Sağol, uzaklaşmadın,
Eh eh eh eh, eh eh eh,
Neden bu direnişler?
Sararıp solmuş,
bir ömür boyu yorulmuş
ve sonra ıslak toprağa düşmüş
yapraklardaki hüznü bilir misin?
Bana benim umutsuz aşkımı anımsatır,
kalbimde açtığın yarayı sızlatır,
Sonbahardan eserdir sanarak çiğneme yaprakları,
Onlar gençliğimden artakalanlar,
Birer yaprak gibi kopup düşenler, dallarımdan,
Çilelerimden, elemlerimden, sevdamdan.
Çiğneme; onlar gözyaşlarım,
Çektiklerim,
Nasıl koyu bir yalnızlık içindeyim
Bilemezsin,
Saksıları, vazoları doldurup
Balkonlardan taşan,
O güzelim kokuları ruhuma kadar ulaşan
Benekli çiçekler içinde yapayalnızım,
Zalim Seni Çok Sevdim,
Seni kendime övdüm,
Derdi dahi beğendim
Yalnız senin sayende.
Zehir ettin aşımı,
Bomboş umutlara bağladın beni,
Saraydır ki kurdum çöller üstüne.
Hayal alemine yolladın beni,
Köprüler uzattım yeller üstüne.
Gönlümün tahtında yer verdim sana,
Gel seninle gençliğimize geri dönelim,
Başımızda kavakyellerinin estiği günlerimize,
O ilk göz ağrımızla yine durup bakışalım,
Sen yine ellerinle düzelt saçlarını,
Ben yine bilemeyeyim ne yaptığımı, neye uğradığımı,
Yine ürkek ürkek bakın kaçamak gözlerle çevrene,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!