Taş doğursaydı anam, beni doğuracağına;
Ben yine seni bilir, seni severdim,
Dayanırdım kahrına taş gibi, anam-babam,
Uğrunda taş taş olurdum,
Aldırış bile etmezdim attığın taşlara,
Varsın bedenim virane olsun,
Sana yakışmayan tek şey ızdırap,
Muzdarip olunca çok soluyorsun.
Betin-benzin uçuk, gözlerin harap,
Sinip sığınacak yer arıyorsun.
Ne gül umurunda ne de karanfil,
Karasevdaya tek başına düşülür anam babam,
Tıpkı son bir adımını bir karanlık uçuruma atmışsın gibi,
Yoluna bir okyanus çıkmışcasına, bir bilmediğin yerde,
Tıpkı idam sehpasına gider gibi tek başına,
Tıpkı çarmıhlara gerilircesine,
Karasevdaya tek başına düşülür anam babam,
Hasret ettin uykulara,
Hasret ettin aşa beni.
Çektiğimi bilmek için
Tek bir kere yaşa beni.
Saçlarını sevdim diye,
Senden öte ne amacım var
Bu dünyada,
Senden öte ne derdim?
Ekmekse; yiyecek bir dilim ekmeğim var,
İçecekse; bir kaşık ayran aşım,
Senden gayrı her şeyde dertsiz başım,
Dokun parmaklarınla usta bir ozan gibi
Yanan gönlümün tellerine,
Vur vurabildiğince, acıma ellerine,
Oradadır senin aradığın o yanık türkü,
Sen çalmana bak, yüreğim söylesin,
Çevresini bir karabulut gibi
Bir bahar yelidir ki; kucaklar düşlerimi,
Bir bahar yağmurudur; öpüşür gözyaşlarımla,
Bir bahar akşamıdır; yıldızlarla süslenir,
Gökler başım üstüne yıldız yıldız elenmiş,
Cömertçe silkelenmiş,
Yine de çıkamamışım içinden kapkara bir sevdanın
Susuz kalmış çeşmeler gibisin,
Taşların somaki mermerden;
Emek emek işlenmiş halı gibi, kilim gibi,
Kitabende güzellikler yazılı,
Zarafet yazılı,
İncelik, yücelik yazılı,
Derdim bir değil ki razı olayım,
Dilime gelenle gelmeyen başka.
Ben derde dermanı nerden bulayım,
Halimi bilenle bilmeyen başka.
Ne bir selam verir, ne bir gülümser,
Hayalini bu sabah günün ışıklarıyla sarıp sarmaladım,
Körpe bir sıcaklık yaydım yayabildiğimce yüzüne,
Buharlarla nemlendirdim saçlarını,
Bahar kokularıyla taradım,
Yüreğim eline tutsak düştü bir kere daha,
Kurtaramadım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!